Çanakkale zaferi
Cephaneliğimize isabet eden top mermisiyle on bir ton barut havaya uçtu, subay ve erlerimiz sehit dustu, İngiliz Donanma Komutani Amiral Carden Çanakkale önlerinde gösteriler yapti, dusman denizaltilari boğazi geçmeye kalktilar.
24 Kasim 1914 gunu bir Fransiz denizaltisi Boğaz sularinda göruldu. bu denizaltiyi gören topçularimiz dusman ustune ates yağdirmaya basladi. 2 Aralik gunu İngiliz denizaltisi da bir deneme yapti. Derinden engelleri asarak Boğaz'a girdi. Yediyuzelli metre ilerde bulunan Mesudiye zirhlisina torpil atarak bu gemimizi batirdi. Zirhlimizda bulunan subaylardan on'u ve erlerimizden yirmi dördu sehit dustu.
19 Şubat 1915 gunu dusman savas gemileri öğleye kadar uzun menzilli bir bombardimana giristi. Boğaz'a iyice sokuldular. Tabyalarimiz aksama doğru dusman savas gemilerine karsilik verdi. Ertuğrul ve Orhaniye tabyalarindan atilan ates karsisinda dusman oldukça bocaladi.
İtilaf devletleri gemileri diledikleri gibi ilerleyemiyor, amaçlarina ulasamiyordu. Lodos firtinasini basarisizliklarinin nedeni olarak göruyorlardi. Havalar duzelince yeni saldirilar duzenlendi. Yine sonuç alinamayinca dusman gemilerine komuta eden Amiral Carden görevden alindi. Yerine 17 Mart 1915 gunu Robeck atandi. Yeni komutan 18 Mart 1915 gunu donanmayla Boğaz'a saldiracağini, yakinda İstanbul'da olacağini Londra'ya bildirdi.
Bu arada Çanakkale Mustahkem Mevki Komutani Albay Cevat Çobanli 17/18 Mart gecesi boğaz'a mayin hatti dösenmesi emrini verdi. Aldiği emir gereği Binbasi Nazmi Bey Nusret Mayin gemisi ile o gece yirmi alti mayin, Boğaz'a on birinci hat olarak dösendi. Boğaz'daki mayin sayisi on bir hat olarak 400'u asmisti.
18 Mart 1915: İngiliz ve Fransiz savas gemilerinden olusan, o dönemin en buyuk deniz gucu, uç filo olarak sabahleyin Çanakkale Boğazi'na girdi. Bu donanmanin ilk grubunu olusturan filoda, İngilizlerin Queen Elizabeth zirhlisi ile İnflexible, Lord Nelson ve Agamemnon savas gemileri bulunuyordu.
İkinci grupta İngiliz Kalyon Kaptani komutasinda Ocean, İrresistible, Wengeance Majestic gibi savas gemileri yer almisti. Üçuncu filo ise Prince, Bouvet, Suffren gibi Fransiz savas gemilerinden olusuyordu.
İngilizler ve Fransizlar zayif Turk savunmasini kolayca susturarak Boğaz'i kolayca geçebileceklerim umuyorlardi. Bu umut ve guvenle 18 Mart 1915 gunu dusman savas gemileri siddetli bir atese basladilar. Rumeli Mecidiyesiyle merkez bataryalari siddetli bir atese tutuldu. Boğazdaki dusman gemileri Hamidiye istihkamlarina yuklendi. Bunu gören Dardanos bataryalari atesi uzerlerine çekmeye çalisti. Az sonra, tum gemiler, Dardanos'a saldirdi. Dardanos tabyamiz saldirilara siddetle karsi koydu. Bu arada Mesudiye tabyasi da atese baslamisti. Mesudiye uzerine ates açilinca Hamidiye onun yardimina kostu. Bu arada kiyi bataryalarimiz dusman ustune ates yağdirmaya basladilar. Bunalan dusman kaçmak isterken topçu atislariyla karsilasiyordu. Dusman gemilerine göz açtirilmiyordu. Karsilikli bu korkunç bombardiman bir saat kadar surdu. Bu karsilikli bombardimani bir yabanci yazar söyle anlatiyor:
«İnsan manzarayi gözlerinin önunde canlandirabilir. Kaleler, toz duman bulutlari içinde kaybolmuslarda Yikintilarin arasindan arada bir alevler yukseliyordu. Gemiler, çevrelerinde fiskiran sayisiz su sutunlari arasinda yavas yavas hareket ediyorlar, bazen duman ve serpintiler arasinda iyice görunmez oluyorlardi. Tepelerden ates eden havan toplarinin alevleri göruluyor, ağir toplar yer sarsintilari gibi gumburduyordu.»
Bombardiman sirasinda Turk tabya ve bataryalari buyuk zarar görmustu. Amiral Robeck Fransiz gemilerini geri çekerek İngiliz savas gemilerini ileri surdu. Tam bu sirada muthis patlamalar oldu. Bouvet ve Suffren savas gemileri mayina çarparak sarsildilar, manevra kabiliyetini kaybettiler. Bir gece önce Nusret mayin gemisinin dösediği mayinlar görevlerini yapmislardi. Boğazin berrak sulan uzerinde bir dev gibi yatan Bouvet ve Suffren'e tarihi Hamidiye bataryamizin keskin nisancilari ates açtilar. Çanakkale Geçilmez kitabinin yazari Alan Moorehead olayi söyle anlatiyor.
«Saat 13.45'de Suffren'in az gerisindeki Bouvet muthis bir patlamayla sarsildi. Guverteden göğe kesif bir duman yukseldi. Gittikçe hizlanarak yana yatti, devrilip gözden kayboldu. Olayi görenlerden birinin ifadesine göre «Bir tabak, suda nasil kayip giderse o da öylece kayip gitti.»
Turk tabyalari, Boğaz'i geçmeye çalisan dusman gemilerine durmadan ates ettiler. Bu arada dusman Boğazdaki mayinlari temizlemek için mayin tarayicilarini boğaza soktu. Tabyalarimiz mayin tarayicilarina ates açtilar. Açilan ates yağmur gibi yağmaya baslayinca dusmanlar panik içinde kaçtilar. Bu arada dusman savas gemilerinden İnflexible, İrressitible buyuk hasar gördu. Batanlar oldu. Daha sonra Queen Elisabeth ve Agamemnon yaralandi. İtilaf devletleri Çanakkale Boğazi'ni denizden asamadilar. Buyuk kayiplar vererek: Çanakkale Boğazi'nin geçilemeyeceğini öğrendiler.
İtilaf devletleri Çanakkale Boğazi'nin savas gemileri ile asamayinca bu kez çikarma yapmayi planladilar. Artik Çanakkale kara savaslari basliyordu. Kara savasinda dusmanin nereden çikarma yapabileceği tartisildi. Mustafa Kemal Kabatepe ve Seddulbahir'den, Alman komutan Von Sanders ise Bolayir ve Anadolu yakasindan çikarma yapilabileceği görusundeydi. Alman komutani Von Sanders'in görusu ağir basti, ve askerler o yöreye yerlestirildi.
Dusman guçleri 25 Nisan 1918 sabahi Mustafa Kemal'in dusunduğu noktadan saldirdi. 19. Tumen Komutani Mustafa Kemal Kocaçimen'de Conkbayir'da, savasti. Cephanesi biten askerlere:
— Sungu tak emrini verdi. Daha sonra ;
— «Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölunceye kadar geçecek zaman içinde yerimize baska kuvvetler ve baska komutanlar geçebilir» dedi. Tarihin bu en buyuk siper savasi baslamisti. Siperler arasi uzaklik sekiz on metre kadardi. Turk siperlerinden hiçbir asker ayrilmiyordu. Şehit dusenlerin yeri hemen dolduruluyordu. Her adim basina bir mermi dusuyor; toprak adeta tuterek kayniyordu. Dusman dalgalar halinde Conkbayir'a doğru ilerliyordu. Bu arada Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanliğina atandi. Anafartalar Savasi'nda dusmanin attiği sarapnel misketi Mustafa Kemal'in göğsune isabet etti. Ancak cebindeki saate çarptiğindan bir sey olmadi.
