Astroloji
Ask ve Sevgi
Bebek isimleri
Biyografi
Cep Melodi
Cinsellik
Doga ve Hayvanlar
Egitim
Erkekler
Fikralar
Gazeteler
Gerekli Linkler
Haberler
Hazir Mesajlar
Hikayeler
Islamiyet
Komedi
Otomobil
Oyun Hileleri
Oyunlar
Programlar
Radyolar
Ruya Tabirleri
Saglik
Yemek Tarifleri
Siirler
sirketler
Aşk ve Sevgi
Güzel Sozler
Aşk Şiirleri
Kadınca
Güzeller Galerisi
Oyunlar
Komik Resimler
Komik Yazılar
Karikaturler
Fikralar
Animasyonlar
ve Script
Yardım
Reklam Verin
    Dost siteler
   anne bebek sagligi
   bebek bakimi
   msn
   sohbet
   eglence
  
muhabbet
  
kiz
  
bayan
  
erkek
  
mirc
  


 
 
.
 
 
 
 

   Nick Yazınız --> 

  Farklı  SOHBET ortamında bulunmak istiyorsanız.. farkı bizimle yaşayın..

Sevmek mi sevilmek mi

Genc kiz nihayet uyanmişti. Tum gece boyunca uyumuştu. Gozlerini ovuşturdu. Elbiselerini duzeltti. Şaşkindi.

- Neredeyim ben? Siz kimsiniz?

- Demek dun gece neler olduğunu hatirlamiyorsun?

- Cok ictiğimi hatirliyorum o kadar...

- Evet, kapiyi sana actiğimda cok sarhoştun gercekten. Kapiyi acar acmaz bana ilk soylediğin soz suydu:

"Ben Tanri'nin hediyesiyim" Genc kiz bu soz karşisinda utancini gizleyemiyordu. Bir şeyler soylemek istiyor ama nereden başlayacağini da bilemiyordu. Şaşkinliğini biraz olsun gizlemek icin:

- Peki ya sonra ? dedi.

- Işin doğrusu ben Tanri'dan boyle bir hediye beklemiyordum. Şaşirdim bir an. Gerceği arayan birisine senin gibi bir serabin gosterilmesi doğal gelmedi bana. Ben bunlari duşunurken sen de şu anda yattiğin yerde sizip kaldin zaten.

- Dun geceden beri yerde mi yatiyordum? Diye sordu şaşkinlikla.

- Evet, duşup sizdiğin yerden kaldirmadim. Biliyorsun seraba dokunulmaz. Butun gece Tanri'nin seni almasini bekledim. Ama goruyorsun ki hala gelmedi. Sahi soyler misin sen hangi Tanri'nin hediyesisin boyle?

Ferda sitem dolu bir utangaclikla:

- Lutfen benimle alay etmeyin, dedi.

- Alay etmiyorum. Sadece seni anlamaya calişiyorum. Istersen once sana bir kahve yapayim da kendine gel. Kemal kahveleri getirdiğinde Ferda biraz olsun kendine gelmişti. Uzerindeki yabanciliği atmaya, doğal olmaya calişiyordu.

- Benim adim Ferda. Iki sokak ilerideki sitelerde oturuyorum. Dun gece icin ozur dilerim. Arkadaşlarla yasadiğim bir cilginlikti o kadar. Cok utaniyorum.

- Ben de Kemal. Bu evde tek başima yaşiyorum. (Bir an duraksadi Kemal). Senin hakkinda ne duşunduğumu merak ediyorsun değil mi?

- Biraz oyle...

- Hic... Hicbir şey duşunmedim.

- Neden?

- Ozel olarak hicbir insan uzerinde duşunmem pek.

- Gecenin yarisinda kapini calip evinde yatan bir kiz hakkinda bile mi?

- Evet...

- Cok garip bir insansin.

Kemal sustu... ve sonra

- Soylesene maskeli bir baloda insanlarin gercek yuzlerini tanimak mumkun mudur sence?

- Tabii ki değil.

- Işte şu toplumda gorduğun bir cok insan ve sen... Hepiniz maskelerinizle yaşiyorsunuz. Su toplum maskeli bir balodan farksizdir bence. Hem de zamana, kişilere ve olaylara gore her an değişen maskelerin kullanildiği bir balo... Bu yuzden pek anlamli gelmiyor bana insanlar uzerinde duşunmek.

- Kendini soyutluyorsun insanlardan.

- Oyle de denebilir. Zaten toplum ferdin en buyuk duşmanidir bence. Bu yuzden insanlardan hicbir şey almamayi yeğliyorum. Buna rağmen her şeyimi vermeye de hazirim onlara.

- Insanlarin sevgisini de reddeder misin, orneğin?

- En başta onu. Bugunun sahte sevgileri bir insanin kalbini yaralamak icin secilen en tehlikeli yoldur.

- Ama insan hic sevilmeden yasayamaz ki...

- Bunda yaniliyorsun. Insan sanildiğinin aksine sevilerek değil severek yaşar. Insan sevilmek ihtiyacinda olan zayif bir varlik değildir. Kisacasi sorun bence sevilmek değil sevmektir.

- Sevdiğin halde sevilmiyorsan?

- Sevilmek senin sorunun değil onun sorunu. Bence sevmek bir insani kendi icinde hissetmendir. Sevilmek ise kendini bir insanin icinde hissetmen. Anlayabiliyor musun? Sevmek seni zenginleştirir, sevilmek değil. Bunu evreni kapsayacak şekilde de duşunebilirsin.

- Nasil yani?

- Evrensel anlamda sevmek kainati kendinde seyretmek, sevilmek ise kendini kainatta seyretmektir. Ferda'nin kafasi karişmişti. Hic bu kadar derinlemesine duşunmemişti sevgi uzerine.

Bunu fark eden Kemal:

- Bunlari bir anda anlamak sana guc gelebilir. Ama biraz duşunursen umarim anlayabilirsin. Şunu unutma ki insanlik bugun ikinci tas devrini yaşiyor. Birinci taş devrinde insanlar yumuşacikti. Sevgi sayesinde her şey yumuşacikti. Sadece evleri ve aletleri taştandi. Simdi ise her şeyimiz yumuşacik, yureklerimiz taş gibi. Hatta taştan da kati. Cunku oyle taslar vardir, uzerlerinde otlar yetişir ve oyleleri de vardir ki... Kemal'in gozleri nemlendi bunlari soylerken. Yillarin acilarini, ihanetlerini, burukluklarin, kelimelere dokuyordu aslinda. Ağlamakli bir hale donuşuyordu sesi kesik kesik...

Uzun bir sessizlik oldu. Butun bir hayat şeridi gecti Ferda'nin gozleri onunden. Eğer Kemal'in anlattiklari doğruysa sevgi hic olmamişti hayatinda. Bir anda gozleri duvarda bir cercevede olan misralara takildi:

"Donuk sevgiler cağindayiz Sicak sevgiler cehennemde yaniyor Sevgi... Yaşanmayacak kadar guzel, Fark edilmeyecek kadar sade, Duyulmayacak kadar doğaldir."

Kemal duvarda ağlayan bir cocuk portresi gosterdi Ferda'ya:

- Biliyor musun bir cocuğa verilecek en değerli besin şefkattir. Ve de cesaret. Bunlar oyle hassas bir dengeye sahiptir ki, denge bozuldu mu işte şu insanlari gorursun karşinda... Şefkat ve cesaret kurbanlari... Kimileri aşiri şefkatin yaninda cesaretsiz buyutulurler. Bu insanlar kucucuk bir dunya kurmak isterler kendilerine. Gucsuzdur bu insanlar, kolayca kirilirlar. Dunya cok acimasizdir oylelerine gore... Kendilerini sevecek birilerini ararlar hep. O kadar yoğunlaşirlar ki bazen şiddetli bir arzuyla birine doğru akmak isterler. Cesurca sevemezler. Cesareti oğrenememiştir bu insanlar. Ote yandan da cesur insanlar... Dunyayi bile devirebilirler. Ama basit bir sevgi oyunuyla kolayca yikiliverirler. Dunyayi titretecek cesareti taşiyan bu insanlar kalplerine dokunan bir parmakla diz ustu cokuverirler yere. Ve su sozleri duyar gibi olursun onlardan: " Dağ duştu ustumuze Yikilmadik ama Insan değdi tenimize Acisi yikti bizi...! Cesaret onlari o kadar sertleştirmiştir ki sevdikleri insani kollari ile kalpleri arasinda neredeyse oldurur.

Kemal sustu birden. Ferda bir şeylerin olduğunu hissetmişti. Cozmek istiyordu Kemal'i.

- Niye sustun?

- Bana ne şefkati oğrettiler nede cesareti.

- Ama tum bunlari biliyorsun sen

- Nasil olduğunu merak ediyorsun değil mi, anlatayim. Bir an durdu sonra:

- Insanlarin nefretinden sevgiyi, ihanetlerinden sadakati, korkakliklarindan cesareti oğrendim.

- Insanlar bu kadar acimasiz mi? Gercekten seven insanlar yok mu hic?

- Birak sevgilerini gulmeleri bile doğal değil onlarin. Seni senin icin değil kendileri icin severler. O kadar iyi o kadar guzel ve o kadar haince severler ki hayran olmamak elde değil biliyor musun? Sevgi ve ihaneti sanatsal bir uyarlamayla o kadar guzel sahneye koyarlar ki son sahnede oleceğini bile bile seyredersin oyunu. Mukemmel bir katildir onlar. Seve seve oldururler seni. Dudaklarindan sevgi sozcukleri yukselir. Yapacağin tek şey gozlerini kapatip sevgi atmosferi icinde sevgi sozcuklerinin sağanak yağmuru altinda olumu beklemendir. Anliyor musun?

- Sen sevilmekten korkuyorsun

- Belki...

- Neden? - Neden mi? Ben her insani kalbime misafir edebilirim, sevebilirim yani. Kalbimden eminim cunku. Sevdiğim insani rahatsiz edecek hicbir şey yok kalbimde. Ama kimsenin kalbine girmek istemem. Cunku bilmiyorum nelerle karsilaşacağimi. Bilmiyorum hangi tuzaklar bekliyor beni. Ve bilmiyorum o insan bunlardan haberdar mi?

- Fikirlerimi alt ust ettin. Her şey karişti. Sevmek sevilmek, nefret sevgi... Hatta şu ana kadar gercekten yaşayip yaşamadiğimi duşunuyorum.

- Aslinda sana anlattiğim her şeyi kendinde bulabilirsin.

- Nasil?

- Kendini taniyarak... Yalniz kaldiğin anlarda...

- Yalnizliktan kacmişimdir hep...

- Yalnizliktan kacmak kendinden kacmaktir. Bir duşunsene, doğarken de yalnizsin, olurken de. O halde yasarken yalnizliktan kacmak anlamsiz değil mi?

- Yalnizlikta insan ne bulabilir ki sikinti ve boşluktan başka?

- Kendini gercekten taniyabilseydin uzaydaki derinlikten daha derin bir ic uzayin olduğunu gorebilirdin. Bizler ruhumuzu olduruyor sonra başina gecip ağit yakiyoruz... Benliğindeki zenginliği fark etseydin dunyada ikinci bir insan aramazdin biliyor musun?

- Anlamadim!

- Dunyada bir tek kişi vardin aslinda. O bir tek kişinin icinde beş milyar insan.

- Benliğim bu kadar kalabalik mi?

- Evet. Benliğin tum varliğin merkezidir. Tum acilar ve sevincler yureğinde gizlidir senin. Olenleri yureğine gomduğun gibi doğacak cocuğun kalbi de senin icinde atar. Hem aciyi hem sevinci yaşarsin ic ice, yan yana... Hatta o kadar aci cekersin ki aci, aci olmaktan cikar...

- Sozlerin cok karişik.

- Belki haklisin bu konuda. Bazi insanlar başli başina paradokstur. Duşunceleri de oyle. Insanlar paradoksal duşunmeye alişik değiller. Bu yuzden anlaşilmiyoruz. Zaman bir hayli ilerlemişti. Ferda izin istedi. Zihni o kadar dağilmişti ki hicbir şey soylemeden cikti evden. Butun gece boyunca Kemal'in sozleri ile uğraşti Ferda. Bazen onu anladiğini duşunuyor, bazen sacmaladiğina karar veriyordu. Her şeye rağmen hayranlik duyuyordu ona. Ara sira arkadaşlarina anlatmak istiyordu onu. Ama kimsenin anlamayacağindan emindi. Gunler geciyor, yureğinde Kemal'e, karşi konulmaz bir sevgi taşidiğini hissediyordu Ferda. Her gecen gun biraz daha buyuyordu sevgisi. Aylar gecmiş ama bir turlu ona gitmeye karar verememişti. Cekiniyordu. Insanlardan bu kadar uzak biri onun gibi deli dolu bir kizi ciddiye alir miydi? "Hic kimse sevgiyle dirilmeyecek kadar olmuş değildir hicbir zaman". Evet, bu soz de onun değil miydi? Nihayet karar verdi Ferda. Gitmeli ve ona sevdiğini soylemeliydi.

Ferda Kemal'in evine gittiğinde buyuk bir şaşkinlik gecirdi. Evde kimse yoktu, taşinmişti... Evin bekcisi yaklaşti Ferda'ya:

- Kizim, adinizi oğrenebilir miyim?

- Adim Ferda, Kemal Bey taşindi mi?

- Evet kizim, taşindi. Ve kimseye soylemedi nereye gittiğini, bana bile. Bir mektup birakti sana. Gelirse verirsin dedi. Ferda mektubu aldi. Tereddutlu adimlarla evine gitti. Yikilmişti. Derin bir boşluk hissetti yureğinde. Birden umitle doldu yureği. Belki de onu yanina cağiriyordu.

Sabirsizlikla mektubu acti. "Ey sevgili, Seni sevip sevmediğimi soylemeyeceğim. Ama sevgiyi oğretebildim sana sanirim (ne kadar oğretilebiliyorsa). Dilerim kalbine kalbimden verdiğim şey yureğinde yeşerip meyve verir. Boylece ne sen bende kaybolacaksin, ne de ben sende. Sen beni kendinde, ben seni kendimde bulmuş olacağim. O zaman hic ayrilmayacağiz.

Sakin sevgimle seni tuzağa duşurduğumu sanma. Sevgi hayatin hem cekirdeği hem de meyvesidir. Bir ağac, meyvesiyle seni kendine cağiriyorsa bu bir aldatma sayilmaz. Unutma ki ağac meyvesine cağirir, kendisine değil.

Ey sevgili, Sen bir siğinak ariyorsun ama ben durulmaz bir firtinayim. Sen kendinin sakini olmak istiyorsun ama ben evrenin sakini olmak istiyorum. Sen olmayacak bir barişi ariyorsun. Bense tum kotuluklerle savaşmak istiyorum. Sen kucucuk bir cocuksun. Ama ben kucukken cok buyudum. Sen dunyadan kopup yildizlara siğinmak istiyorsun. Bense kendimi yeryuzune karşi sorumlu tutuyorum. Sen bir ağacin golgesine siğinip yaşamak istiyorsun. Bense ulkemi ariyorum. Yollari aydinlik, insanlari umitli ve huzur dolu olan bir ulke. Sen bende kaybolmak istiyorsun ama ben seni kaybetmek istemiyorum. Sen susuyorsun, bense haykiriyorum.

Sakin unutma:

Kalbim paylaşilamayacak kadar senindir. Seninle bile. (Ama bilmiyorum sen bu kadar bende misin?)


 

Bu sayfada geri git..!     -      ana sayfaya git..!
 
Domain
eXTReMe Tracker