Astroloji
Ask ve Sevgi
Bebek isimleri
Biyografi
Cep Melodi
Cinsellik
Doga ve Hayvanlar
Egitim
Erkekler
Fikralar
Gazeteler
Gerekli Linkler
Haberler
Hazir Mesajlar
Hikayeler
Islamiyet
Komedi
Otomobil
Oyun Hileleri
Oyunlar
Programlar
Radyolar
Ruya Tabirleri
Saglik
Yemek Tarifleri
Siirler
sirketler
Aşk ve Sevgi
Güzel Sozler
Aşk Şiirleri
Kadınca
Güzeller Galerisi
Oyunlar
Komik Resimler
Komik Yazılar
Karikaturler
Fikralar
Animasyonlar
ve Script
Yardım
Reklam Verin
    Dost siteler
   anne bebek sagligi
   bebek bakimi
   msn
   sohbet
   eglence
  
muhabbet
  
kiz
  
bayan
  
erkek
  
mirc
  


 
 
.
 
 
 
 

   Nick Yazınız --> 

  Farklı  SOHBET ortamında bulunmak istiyorsanız.. farkı bizimle yaşayın..

Cinselliğin tadini çikarin

Cinsellik ya da seks bize sonsuz bir doyum duygusu verebilir. Gene cinsellik, kisir bir mucadeleyi kazanamayip yarim birakmisiz gibi bir buruk tat birakabilir ağzimizda.

İçimizi bir veris, bir sunus kivanciyla doldurabildiği gibi vermeye can attiğimiz armağanlari esimize sunmaktan bizi alikoyan bir korku da yaratabilir.

Cinsellik bize, bir kendine guven duygusu da verebilir; bizi sikintiya, kaygilara da boğabilir. İstekle gerçeklesen bir cinsel yaklasim da vardir; çesitli isteksizliklere karsin cinsel iliski kurmak da. Cinsellik kisinin gururunu oksayan bir sey de olabilir; kisiyi utançtan utanca surukleyen bir sey de! Cinsellik, yatağimizi her seyin ötesinde bir sevgiyle doldurabilir; suçluluk duygusundan, korkudan, öfkeden doğan yumruklariyla sevgiyi yataktan da kovabilir.

Kendimize dikkatli bir gözle bakarsak, geçirdiğimiz gunun her saatiyle ilgili duygularin cinsel birlesmeye yansidiğini göruruz. Öğleden sonra yaptiğimiz, sonuçsuz kalmis bir tartisma bizim cinsel birlesmeye bir öfke tortusuyla yaklasmamiza yol açabilir. Ya da sabahleyin aldiğimiz bir doğum gunu armağani, bir guzel dost mektubu, piriltisini ve sevincini o geceki cinsel eylemimize katar. Öte yandan, evliliğin baslangicinda ortaya çikan ve yillar boyu surup giden anlasmazliklarin kizginliği ve hinci ile bunlarin etkileri kolayca hatirlanabilir. Oysa evlenmeden, hatta birbirimizi tanimadan çok önceki yillarin birikimi olan birçok duygularin da yatağimiza sizmakta olduğunu... Bu eski duygularin bugun hâlâ yasama ve sevme yöntemlerimize etki yaptiğini kavrayip bunlari ayrimlamak zordur.

Çocukluğumuzdan kalma duygulari, bilerek ya da bilmeyerek, cinsel eyleme, esimize beslediğimiz sevgiye (ya da sevgisizliğe) yansitmamiz kabildir. Örneğin sevginin verilebilecek, inanilabilecek bir sey olduğunu hissetmek gibi. Bu tur duygular çocukluğumuzda ana babamizdan görduğumuz sevgiden kaynaklanir. Onlar bizden karsiliksiz, hiçbir sey beklemeden sicak, sağlam bir sevgi verebilmislerse biz de buyuyunce kurduğumuz yakin iliskilerde köle olmadan, kölelik beklemeden sicak ve sağlam bir sevgi göstermeyi basarabiliriz.

Çocukluktan kaynaklanan birçok duygu cinsel yasamda ve evlilikte basimiza irili ufakli dertler açar. Bu duygular siddetle arzulayip elde edemediğimiz çesitli doyumlarla ilgili olabilir. Çocukluğumuzda yeterince sevilip beğenilmemissek yetiskinliğimizde kendine guvenemeyen biri olup çikabiliriz. Çocuklukta son derece önemli olan sevilme arzumuza kavusamamissak simdi bize sunulan sevgiye inanip guvenmekte guçluk çekeriz.

Çocukluğumuzun korkulari da cinsel yasamimizi ve evliliğimizi etkileyebilir. Bunlar, gerçek olaylarin doğurduğu korkular olabildikleri gibi, çocukluk hayallerinin yarattiktan da olabilir. Gözumuzde canlandirdiğimiz dehsetli seyler, karabasanlar, ödumuzu koparan cezalar; cinsellikle ilgili her seyimize suçluluk ve utanç gölgesi dusuren korkular; kendimize olan guvenimizi sarsip sevilmeye layik olmadiğimizi bize fisildayan kuskular, hep bu çocukluktan kalan tortulardir.

Kuçukluğumuzde bas gösteren öfke ve hinçlar da yetiskinlik yasantimiza yansiyabilir. Kardeslerimize, annemize, babamiza duyduğumuz kizginliği simdi esimizden çikartabiliriz. Bunun bilincinde değilizdir belki de. Hatta o ilk öfkeleri çoktan unutmusuzdur. O öfke anlarinda neler duyup dusunduğumuz de belleğimizden iyice silinmis olabilir. Çoğumuzun animsadiği, "Ben de evden kaçarim o zaman pisman olurlar." dusuncesidir. Çocuklarin öfke anlarinda dusledikleri renkli ve heyecanli öç alma yöntemleri gerçeklesmediği gibi anilardan da çarçabuk silinir, gider. Ne var ki bilinçaltinda yasarlar.

Böyle hayallerin yillar yili içimizde gizli olarak yasayabilmesi kimimize doğal, kimimize ise garip gelecektir. Ne var ki bunlar çoktan unutulmus olduklari halde tam cinsel iliski sirasinda dirilip bizimle birlikte yatağa girebilirler. Bizimle birlikte sofraya oturup esimizle aramizdaki bir metrelik mesafeyi birkaç kilometreye çikartabilirler. Ufacik bir kusur piresini kocaman bir suç devesine dönusturebilirler. Köku geçmiste olan bu tur duygular bilinçdisi da olsalar cinsel eylemlerimiz sirasinda bizi rahatsiz ederler.

Oysa biz burada, bugunu yasamaktayiz! Geri dönup her seyi yeni bastan kurmamiza imkân yoktur. Evliliğimiz çok eski de olsa, ancak "bugun"le ise baslayabilir, onarimi ancak "bugun"den baslatabiliriz. Geçmisteki olaylarin ustunde durmanin en önemli yarari "bugun"umuze ve "yarin"larimiza isik tutmalarini sağlamaktir.


 

Bu sayfada geri git..!     -      ana sayfaya git..!
 
Domain
eXTReMe Tracker