Farklı
SOHBET
ortamında bulunmak istiyorsanız.. farkı bizimle yaşayın..
Baslamadan Bitenler
Baslamadan Bitenler / Cuneyt Alpay
Bizim ulkede, ne zaman bir erkek ile bir hanim, biraz ileri duzeyde arkadaslik etmeye baslasa, ikinci dereceden ne kadar akraba, es, dost ve arkadas varsa, hemen hepsi buyuk bir yaygara koparir, olayla ilgili, ilgisiz, herkes isin içine karisir ve sanki kiyamet kopmusçasina bir telas ve panik içerisinde, konu ile aslen hiç ilgisi olmayan insanlar fikir beyan edip, taraflari yalan, yanlis, kâh kötuler, kâh över, bu durum daha yeni birbirini tanimaya ve sevmeye çalisan bu insanlarin basina bir kabus gibi çöker ve insan yeni bir iliskiye mi basladiğini, yoksa mahkemeye mi çiktiğini anlayamaz.
Vatandaslarimizin çevre, kultur ve eğitim farklarinin bu durumu hiç etkilemediğini, istinasiz yukaridaki kuralin islediğini göruruz hep.
İlk olarak hanim arkadasimizin en yakin, yarenlik kiz arkadasi arizalanip, yakin bir dostunun ilgisini kaybetmenin verdiği huzun ve telas içerisinde, hele oğlan iyi bir insansa, hafif de bir kiskançlikla, ona gelip geçici bir insanmis muamelesi yapar, hanimin asil kalici dostunun kendisi olduğunu, oğlanin ise gelip geçici olduğunu ima eder. Yalniz basina caddede bile yuruyemeyecek denli birbirine bağimli olan genç kizlar için bu panik kaçinilmazdir aslinda.
Ayni yakin kiz arkadas, bir de, yeni kiz için yakin çevresinden söz geçirebileceği baska bir erkeği dusunmus ve bir takim çöpçatanlik çalismalarina da baslamissa, bu yeni iliskiye mudahalesi daha da acimasiz olur ve bu iliskiyi baltalamak için tum gayreti gösterir.
Erkek cephesinde de, bu "en yakin arkadas" konusu pek farkli değildir aslinda. Ancak "en yakin erkek arkadas", açikça bu kiskançliği belirtmez ve baslarda iliskiyi destekler görunur. Ancak bu sinsi bir davranistir. Bu arkadas ileride ortaya çikacak problemlerde, "-Birak abi o kizi!" seklinde özetlenebilecek, dosthane(!) bir harekât için hazir beklemektedir. Bu "en yakin erkek arkadas" ta ayni dinamikle, biraz kiskançlik, biraz da dostunu kaybetme korkusu ile, ya da eskisi gibi birlikte vakit geçiremedikleri gibi basit bir nedenle bu sekilde davranmaktadir.
Konu derhal, ilgili ilgisiz tum gerekli kisilere iletilir. Bunlara, tabii ki, her iki tarafin, daha önceki sevgilileri de dahildir. Kizin daha önceki sevgilisi,(eğer varsa) eski kiz arkadasini tamamen kaybettiğini, ancak o kiz baska biri ile birlikte olduğunda anlar. O ana kadar, suçlu olan kendisi dahi olsa, "bir ara tekrar birlikte oluruz nasilsa" diyen, ya da "beni birakamaz" megalomanyasinin esiri olan eski erkek, kafasina yeni dank eden bu aci gerçeğin etkisiyle, bir canavara dönuserek, kizi tekrar elde etmek için, en ağir ve en tas kalpli hanimlarin bile dayanamayacaği bir vicdan sömurusune baslar.
Yukarida siralanan tum bu olaylar, yeni bir ilskinin arifesindeki hanim arkadasimizin kafasini biraz karistirir. Bu kafa karisikliğini hisseden yeni erkek, birazda duyarli bir kisi ise, basarisizliğa uğrama ve hoslandiği, yeni kiz arkadasini muhtemelen kaybetme korkusu ile, iyice keyifsizlenir ve hirçinlasir. Erkeğin, yeni kiz arkadasinin insiyatifsizliği karsisinda, belki de hakli olarak göstrediği tepkisel davranislar, kafasi karisan hanim arkadasimizin, kafasini daha da karistirmaktan öteye gitmez.
Bunlara sağdan soldan, bir de olayi bir hafiye titizliğiyle inceleyip, psikoloji kitaplarinda dahi zor rastlanan yorumlarla, pireyi buyuk bir zevkle deve yapan ayni "yakin çevre", olayin tuzu biberi olur.
Son olarak,can havliyle ailelerden gizlenmeye çalisilan iliski, hele kiz tarafinin ailesi tarafindan da öğrenilince cendere tamamlanir, "genel ahlak ve toplum kurallari" çerçevesinde, iliskinin icabina bakilir ve bir kir çiçeğine, ya da yeni bas gösteren bir tomurcuğa benzeyen yeni iliski, arkaik ve dehset verici, vahsi sayilabilecek negatif dusunceler ve hislerle, elbirliği ile bir kabusa dönusturulur.
İste size acikli bir "mutsuz son" sahnesi…
Yukaridaki sosyolojik olgular, sanat alaninda, önemli bir "Turk Filmi" ve "Senaryo" kulliyatinin birikimine neden olmustur biliyorsunuz.
Şimdi sahneyi biraz değistirelim…
Viyana'da, "Kunsthistorisches Museum", yani unlu Sanat Tarihi Muzesi'nde, Flemenk Ressam Bruegel'in tablolarinin önundeyiz. Burada gözumuze ilk çarpan, köylu insanlarin, ortaçağda hasat zamanini kutlamak için kadinli erkekli ayni masada yiyip, içip, sarki söyleyerek eğlendiklerini göruruz.
"Köylu Dansi", Pieter Bruegel, y.1568; Sanat Tarihi Muzesi, Viyana
Elimizdeki kitapta, "Humanizm, insana ve insan değerlerine en buyuk ağirliği veren dusunsel yaklasim, Rönesans'in temel kulturel akimidir." yazmaktadir. Aklimiza, İtalya'da görduğumuz, çiplak insan bedenlerinin suslediği duvarlar gelir. Humanizm'i daha iyi kavrariz. "insan'a ait olani sevme", "insan'a ait olandan utanmama" nin adidir humanizm.
Bu guzel Pazar gunu gezisinden sonra, Pazartesi olur ve herseyin insanlar için yapildiği sokaklardan, insanlar için insa edilmis olan lokal tasit araçlarini ve metrolari kullanarak, insanlar dusunulerek yapilmis kanunlarin gölgesinde, huzurlu, kendisine değer ve kiymet verildiğinin bilincinde, ofisin yolunu tutar insan. Kisiye sadece huzur içinde çalismak ve uretmek kalmistir.
Ofiste, hos bir kiz size gulumser, siz de ona gulumserken, diğer insanlar bunu hemen farkederler. Onlar da gulumsemektedir. Aksamustu saat tam 18:00'de paydos olur. Siz, size gulumseyen kizla, birlikte ofisin arkasindaki kahve salonuna geçersiniz, diğer insanlarda gelip size katilirlar, siz sohbet ederken, size getirdikleri çay, ya da kahveyi yudumlarken, yeni baslayan arkadasliğinizin çevrenizde yarattiği ortak sevinci izlersiniz hayretle, buna hiçte alismamis bir insan olarak.
Edindiğiniz farkli ve sevimli statu, tum çevrede içten bir sevinç yaratmistir gizlice. Gulumseyen kizla, yeni baslayan arkadasliğiniz, bir kutlamaya dönusur böylece, safça ortak bir sevinç yaratir tum çevrede. İlerleyen gunlerde sizi fazla rahatsiz etmemek için, yalniz birakmaya gayret edecek, sizi kirmamaya özen göstereceklerdir. Toplum olarak bu birlikteliğe değer ve kiymet verilecek, saygi gösterilecektir. Nasil, yeni açan bir tomurcuğu, ağaçlari, hayvanlari, çevreyi, kendilerini ve tum tabiati koruyup, kolladiklari gibi, yeni baslayan "insan iliskisi"ni de öylesine sevinçle karsilayacak, onu koruyup gözeteceklerdir. Hiç tanimadiğiniz bir histir bu. Akliniza bir gun önce, Pazar gunu görduğunuz 450 yil öncesine ait Bruegel tablolari gelir.
Adem ve Havva ile baslayan bu ilahi birliktelik, kutsaldir bu resimlerde.
Bizde ise utanilacak ve kötu bir seydir. "Dunya nimetleri" ve "İnsan" kötudur bizde. Bu sekilde, butun bir hayat kalitesiz ve bosa geçer. Umutlar ise, doğal olarak, baska bir sefere....
Gelismenin ve ilerlemenin, "insan" olarak kendimizle barismamizin kolay bir sey olmadiğini kavrarsiniz bir kere daha...