Farklı
SOHBET
ortamında bulunmak istiyorsanız.. farkı bizimle yaşayın..
Doğal Davranmak
Doğal Davranmak / Derin Gezer
Bir buçuk sene önce nisanlimdan ayrildim. Nisanlanmadan önce yalniz yasamaktaydim ve evim, çok sevdiğim erkek veya kiz arkadaslarimla dolar tasardi. Nisanlimla da böyle bir toplantida tanismistim zaten. O gece böyle kalabalik partilerden ve insanlarla birlikte olmaktan çok hoslandiğini söylemisti. Çok sevinmistim. Ancak, biz birlikte olmaya basladiktan sonra, bizim eve gelip gitmeler seyreklesti ve iste "-Çok yorgunum!"; ya da, "-Şimdi çağirma onlari!" gibi seslerin telefon konusmalarinin arka planlarindan duyulmaya baslamasi ile, bu partilerin kisa bir sure sonra biçak gibi kesilmesi bir oldu.
Bizim eve kendiliğinden gelen insanlari, bu sefer ben arayip davet eder olmustum. Eski dostlarimla görusmek için, balik aliyor, izgara partileri duzenliyor, olmadi yuksek volumlu eski stil -elektro gitar, anfi ve vurmali çalgilarin da yer aldiği- partiler duzenliyor, fakat bir turlu sonuç alamiyordum. Bu tur geceler, nisanlimin "-Kusura bakmayin çok yorgunum ben yatiyorum" ya da benim "-Hayatim misafirlerle hiç ilgilenmiyorsun!", seklinde ki sessiz, ama o nispette tehlikeli mesajlarin, yarattiği sevimsiz bir hava ile bitiyordu. İsin buyusu kaçmisti, kimse gelmiyordu artik. Biraz cesaret gösteripte gelenler, nisanlimin doğalliktan uzak, patroniçe edalarina dayanamayip bir daha gelmemek uzere çikip gidiyorlardi. Erkek arkadaslarimi çok özlemeye baslamistim. Nisanlim bunu farkettikçe, daha da hirçinlasiyor ve sanirim diğer arkadaslarimi kiskaniyor ve sadece kendisine ait olmami istiyor, beni kaybetmekten korkuyordu.
Ben se, diğer arkadaslarimla her konudan konusabiliyor, gerektiğinde ulu orta kufur edebiliyor, hatta çekinmeden tartismali kavgalara giriyor, kavga edip hemen ayni gun bir iki saat sonra barisabiliyordum. Ama nisanlimla durum farkli idi. Her tartisma ya da kötu hadiseden sonra içimde o tanidik derin burkulma. Pisman olup özur mu dilesem, hakli olduğum için dirensem mi, arasindaki o pis çeliski. Terkedilme ya da cezalandirilma korkusu. Basit bir tartisma, feci bir hale dönusebiliyordu bu sekilde. Aradan iki sene geçti ve ayrildik.
Ben nisanlimdan ayrilir ayrilmaz, eski arkadaslarim da sanki bunu bekliyormus gibi, hepsi bizim eve dolustular. Eski gunler basladi. Bir arkadasim Doçent ve yarismaci mimar, diğer bir arkadasim ise ayni fakultede Doktor. Bizim evde çok siki bir seviye tutturduk. Her hafta en az uç gun bizim evde toplaniyor, manti pisiriyoruz. Muhabbet acayip guzel. Doçent olan arkadasim'in "GAAAK" diye bir geğirmesi varki, bayilirsiniz. Diğeri ise basindan geçen tum zamparalik hikayelerini, bire bin katarak öyle rahat ve kendinden geçerek anlatiyor ki butun gece onu dinleyebilirsiniz. Tiyatroya gitmeye gerek yok. Balik kizarttiğimizda ise, soğanin uzerine bir yumruk, hasir husur, soğanla ne guzel gidiyor kizarmis baliklar. Elle yiyoruz baliklari ve kilçiklarini da masanin uzerinde birakiyoruz bir sure. Kİmden, ne kadar ve ne için hoslandiğimizi, rahatça paylasabiliyoruz.
Şimdi, bazi hanim okurlarimizin "-Aaaa, pis herifler!" dediğini duyar gibi oluyorum. Ancak sunu belirtmeliyi ki, bu arkadaslar toplumda çok önemli yerlere gelmis, çok saygideğer insanlar. Siz Doçent olan arkadasimi bir sempozyumda, ya da bir resim sergisinin açilisinda görun. Ya da doktor olan arkadasimizi, buyuk bir holding de bir is toplantisinda görun. Kendinizi alamazsiniz.
Şimdi bu farklilik nereden kaynaklaniyor diye dusunduğumde aklima sunlar geliyor. Biliyorsunuz, insan doğal haliyle çiplaktir. Ancak doğa karsisinda zayiftir ve zor sartlara karsi korunmak için giyinir. Yazin ince bir tisort yeterli iken, hava soğudukça, kendisini koruyacak daha kalin giysiler seçer. Davranislarimiz da giysilere benziyor bence. Kimi davranislari, giysilerimiz gibi, içinde bulunduğumuz sosyal ortamlarin sicaklik derecelerine göre seçiyoruz.. Kendimize yakin bulduğumuz ortamlara, daha sicak ortamlara, doğal halimize daha yakin, daha ince bir giysi ile çikabiliyoruz. Sosyal olaylarda ise, dis etkenler bizim için ne kadar tehlike arzediyorsa, davranislarimiz da doğal halinden o kadar uzaklasiyor ve böyle ortamlarda daha "kalin" ve doğalliktan uzak davranislar seçiyoruz. Bir is toplantisi, ya da mesleki açidan hayati bir önem arzeden bir sempozyum bizim için sosyal tehlikeler arzedebilir. Bu tur ortamlarda niçin bu kadar formal ve doğalliktan uzak olduğumuzu da bu sekilde açiklayabiliriz.
Buna göre, bir insanin en doğal olduğu -ya da olmasi gerektiği- kisi hemen tahmin edileceği uzere, herhalde aslinda esi olmalidir. İnsan sadece esinin yanida tamamen soyunur, çiplak kalir ve doğalliğin en ust duzeyini yasar. Yani, en guven duyulmasi gerken kisi, aslinda kisinin esidir. Ancak eslerine bu derce guven duyamayanlar, birbirlerine bu doğal davranislari sergileyemezler, ve esleriyle bir arkadas toplantisini bile paylasamazlar.
Tatli ve örnek iliski olarak hep dedemle anneannemin iliskisi gözumun önune gelir. Hatirliyorum dedem, dukkaninda erkek arkadaslari ile nasil konusuyorsa, esinin yaninda aile toplantilarinda da öyle konusurdu. Davranislari gerek dukkanda, gerek evde bir farklilik göstermezdi. Annanemin de, kadin arkadaslarinin yaninda, dedemin yaninda davrandiğindan farkli bir sekilde davrandiğini görmedim. Her ikisi de insanlarla birlikte olduklarinda, bu doğalliklari yuzunden sevilirler, etrafa sevgi ve guven yayarlardi. Hatirliyorum, tum sulale, yalovaya plaja gidildiğinde, açik saçik espriler, takilmalar, herkes pur nese, sevgi yumaği halinde dönulurdu.
Ne zaman ki, insanlar, iliskileri bir is ve gelecek garantisi olarak görmeye basliyorlar, iste o iliskiler de doğalliklarini yitiriyor. Kaybedilmesinden korkulan sosyal statu, ya da kazanilan maddi değerleri yitirme korkusunun yarattiği tehlike hissi, insanlarin özellikle eslerin bile, birbirlerine yabancilasmasini sağliyor. Doğal davranislari engelliyor, ve kisiler birbirlerine karsi kalin giysiler giyiyorlar. Örneğin haniminin parasi ve sosyal statusu için evlenmis olan bir arkadasimin, esine, kendi doğal halinden ne kadar uzak ve temkinli davrandiğini hep izlemisimdir. Yaziktir ki insanlar doğalliktan uzak bu davranislar manzumesini "saygi" kavrami altinda kliselestirip, savunarak, aslinda duyduklari derin aciyi hafifletmeye çalisiyorlar.
Bizim evde ise, nisanlim gittiğinden beri doğalliğin, dostluğun, sevginin, birlikteliğin hasi yasaniyor. Erkek erkeğe çok mutluyuz demek değil amacimiz. Karsi cinsin karsisinda doğal ve olduğumuz gibi görunebilme isteği bizimkisi. Bu doğallik hissine yakin hanimlari aramiza alma çabalarimiz surmekte. Aramiza katilanlardan bazilari, baslangiçta bu samimiyet ve doğalliktan urkuyorlar, ancak zamanla bu doğallik onlara da yansiyor ve bu farkliliğimiz onlari bastan çikariyor, bize bağliyor, bizi daha çok seviyorlar ve mutlu oluyorlar. Ancak onlara daha hala elle balik yedirtemedik, itiraf etmeliyim.
Sonuç olarak, esler ve karsi cinslerin birbirlerine gösterdikleri doğalliktan uzak davranislar, ya bir guven, ya da doğal olmayan bir beklenti sorunu olarak karsimiza çikmakta. Samimiyet ve çiplaklik duzeyinde bir paylasimi olanaksiz kilan bu durum, erkekleri mahalle kahvesine, ya da o malum is toplantilarina, kadinlari ise konken, ya da altin gunlerine suruklemekte...