Astroloji
Ask ve Sevgi
Bebek isimleri
Biyografi
Cep Melodi
Cinsellik
Doga ve Hayvanlar
Egitim
Erkekler
Fikralar
Gazeteler
Gerekli Linkler
Haberler
Hazir Mesajlar
Hikayeler
Islamiyet
Komedi
Otomobil
Oyun Hileleri
Oyunlar
Programlar
Radyolar
Ruya Tabirleri
Saglik
Yemek Tarifleri
Siirler
sirketler
Aşk ve Sevgi
Güzel Sozler
Aşk Şiirleri
Kadınca
Güzeller Galerisi
Oyunlar
Komik Resimler
Komik Yazılar
Karikaturler
Fikralar
Animasyonlar
ve Script
Yardım
Reklam Verin
    Dost siteler
   anne bebek sagligi
   bebek bakimi
   msn
   sohbet
   eglence
  
muhabbet
  
kiz
  
bayan
  
erkek
  
mirc
  


 
 
.
 
 
 
 

   Nick Yazınız --> 

  Farklı  SOHBET ortamında bulunmak istiyorsanız.. farkı bizimle yaşayın..

Ezbere Onbir

Ezbere Onbir / Korkut Keskiner

Ezbere onbir sayabilen erkeklerden ol(a)madim hiç. Butun soyut ve somut konularda, fotoğrafik özellikleriyle gurur duyduğum belleğim, basta futbolcu isimlerini art arda siralama olmak uzere futbol konularinda beni hep mahcup etti. İstediğim, "bundan dört sene önceki falanca maçta fesmekanin yerine oyuna giren filanca da ayni pozisyondan doksana takmisti" gibi uzman bilgilerine sahip olmak bile değildi. Tuttuğum takimin kadrosunu, elbette yedekleriyle, isim ve sirt numaralariyla bir nefeste siralayabilmekti. Olmadi hiç. Ergenlik çağinda baska takimlari tutan arkadaslarim, bana kendi takimimin kalecisinin yedeğinin antrenman performanslarini belletmeye çalistiklarinda, gerçekleri mi, yoksa daha sonra dalgalarini geçmek için uydurma bilgileri mi anlattiklarini anlayamiyordum. Gazeteleri her Turk aydin aday adayi gibi en dar açili köse yazilarina kadar okuyan ben, spor sayfalarina da samimi olarak ilgi duyuyordum, okuyordum, ofsayt kuralini biliyor olmanin hakli gururuyla pozisyon analizlerini, maç kritiklerini anlar gibi irdeliyordum, ama gazeteyi kapattiğimda isimler aklimdan çikiyordu. Hani yeteneksiz olsam, kötu bir oyuncu olsam ve mahalle maçlarinda en son ben seçilsem, diyecektim ki, "oğlum Korkut, Tanri resim yapmani ve sarki söylemeni istemediği gibi, futbol konusunda da bir nasip vermemis sana." Çok (u)mutsuzdum.

Ortaokul çağlarimda Pazartesi sabahlari benim için, Cumartesi öğleden sonralari "doğru" giyinme-saç sekillendirme iskencesinden bile daha tahammul edilmez oluyordu. Herkes, o zamanlar tek kanalli televizyondaki programlari tam konsantrasyonla seyrettiğinden, butun takimlarin butun oyuncularinin butun performanslarini bilirken, ben kisitli kapasiteme siğdirdiğim, buyuk takimlarin yildiz futbolcularinin golleri disindaki bölumlerde, duyma problemimden de gelen bir antrenmanla, anlar gibi yapiyor, kafami salliyor, ve hep yorum yapan arkadasimin takimini hakli çikaran onay sesleri çikariyordum.

Lise yillarinda durum biraz daha farklilasmisti. Kizlarin futbolu sevmeyen erkekleri daha çok sevme ihtimali aklima dusunce, erkek arkadaslarimin yaninda bile, "ben çok sevmiyorum abi futbolu" deme cesaretini gösterdim. Erkekler futbol konusurken ben kizlarla baska konular konusmaya basladim. Erkek arkadaslarim benim garip olduğumu dusunurken, hin oğlu hin bazilari, benim aslinda futbolu sevmeme rağmen kizlara ilginç gelebilmek için böyle numaralara basvurduğumu iddia ettiler. Kizlar ise beni hayal kirikliğina uğrattilar. Evet, futbol sevmeyen erkekler çok iyi arkadas oluyorlardi. Ama sadece arkadas. Sonra erkekler futbol konusurken, kizlarin "kiz konularini" kiz-kiza konusmalari normalken, bu kisitli surelerde bir erkek arkadas-sirdas istemiyorlardi. Olsundu, ben kizlarin arkadasliği için bu fedakarliğa da katlanirdim. Hem arada farkli dusunen kizlar da çikiyordu.

Lise yillarindaki bir diğer farklilik maçlara gitme izniydi. Özellikle ortaokul yillarinda pek gelismemis olan fiziğim -ben kendimin buyukluğunu de bilirim- ve ezilme tehlikesi nedeniyle maça gönderilmezken artik maçlara gidebiliyordum. Dunya rekoru kiran 2.Lig maçina ve bir milli maça gerçekten gittim. Bunun disindaki maç izinlerini baska mesgalelerle değerlendirdim. Okulumuz voleybol ve basketbol disindaki branslarda Allah’tan faaliyet göstermezdi de, her yil, okul takimina kim girdi-kim giremedi listelerini ezberlemekten kurtuldum. Bunun iki faydasi daha vardi: Okul maçlarina bu sayede kizli erkekli gidebildiğimiz gibi, sadece 5 ya da 6 kisiden olusan bir takimi ezbere sayabilmek de daha kolaydi.

"Futbol sadece futbol değildir" ve "yirmi iki adamin bir buçuk saat bir topun pesinden kosmasi" algilamalarinin uzlasmaz çeliskisi içinde geçen universite yillarimda hayat yine zorlasmisti Bir erkek yurdunda kalmayanlarin asla anlayamayacaği -aslinda erkekleri anlamanin bir erkek yatakhanesinde bir sure yasamaktan baska yolu da yoktur- ciddiyet ve yoğunlukla dolu tartismalarin disinda kalmak, siz istemeseniz bile mumkun değildi. Kulupçuluk kizdirmalarini savusturmayi öğrenmistim, ama simdi karsima "tandem", "libero", "antrenman dozaji" gibi yabanci dilde, ve belki de sadece bu nedenle anlasilmaz görunen kavramlari, anlamak ve kullanmak zorunda kaliyordum. Sikiliyordum. Dört yilda bir yapilan Dunya Kupasi okullar kapanmadan baslamasin diye dua ediyordum. Çunku etrafimdaki herkes, haritada yerini kesinlikle gösteremeyecekleri ulkelerin futbolcularini ve antrenörlerini, kuzenlerinden bile(gerçek bir hikaye) iyi taniyorlardi. Tam finallerin sikistiği zamanlarda, olasi çeyrek finalistler beni hiç ilgilendirmiyordu.

Artik arkadaslarim bana daha hosgörulu davraniyorlardi. Özgur dusunce ortaminda, futbolu sevmemek -elbette gizli escinsellik suphesini not etmek kaydiyla- daha normal karsilaniyordu. Benim gibi insanlarin var olduğunu öğrenmek, "artik yalniz değilim" hissi benim de futbol konusuna daha objektif yaklasmami sağlamisti. Berberde, kahvede, birahanede karsilastiğim diğer erkeklerin futbolu neden bu kadar oburca sevdiğini dusundum. İnanmazsiniz, bu konuda kitap bile okudum. İkna olabildiğim bir sonuca ulasamadim. Anlayamadim. Futbol seyrederken doktorasini yapmis arkadaslarim, genç profesyoneller, hatta köse yazarlari, dunyayla ve diğer butun zamanlarda kafalarini mesgul eden bir numarali suje olan kadinlarla bile bağlarini kopartiyorlardi. Yolda arabayi durdurup, siradan çocuklarin oynadiği bir mahalle maçini seyretmek için, umitvar bir aksam yemeğine geç kalmayi göze almak, veya normalde sirtustu yatip dinlenmek -leslik yapmak- isteyeceği bir hafta sonu sabahinin körunde, deplasmanlara kosmak, anlayamadiğim için saygi duyduğum tercihlerdi. Ama terslik bendeydi.

Şunu fark ettim: Ben aslinda futbol gurmesiydim. Çok seçici olmak kaydiyla, guzel golleri, çalimlari, estetik mucadeleleri seviyordum. Sevmediğim daha maç baslamadan "hala mi gol yok" diyen mantik seviyesiydi. Benim yakinlik duyduğum takimin derbi karsilasmalari, A milli takimin önemli maçlari filan gibi heyecan duyabileceğim maçlari izlemeyi seviyordum. Ama naklen. Banttan bir maçi izlemeye dayanamiyordum. Goller, guzel hareketler, ilginç pozisyonlar iyiydi de, yorumlar ve analizler gereksizdi. Berabere, hele hele golsuz berabere biten bir maçin özetine bile dayanamiyordum. Kumari, balik tutmayi ya da avciliği sevmediğim gibi, futbolun da "hadi bakalim rasgele, belki guzel bir hareket olur" beklentisini sevmediğimi, hayatimi zamani belirsiz olumlu surprizleri bekleyerek geçirmek yerine, keyiflerin daha garantili olduğu konulara yönelik yasamayi seçtiğimi anladim.

Artik bir aile babasiyim ve çok daha kabul edilir bir tercih bu. Bekarken ve bekar arkadaslarlayken açiklama gerektiren eksikliklerim, (benchmarking talepleri de dahil) buyuk kalite ödullerine aday olmaya basladi. Pazar ve Pazartesi aksamlari, diğer geceler gibi, seyretmeye değer özel bir sey yoksa kapali duruyor televizyon. Kitap okuyor, bu tur yazilar yaziyorum. Baski bitince ben de kendimi astim. Arada bir ve özellikle bu yil "golleri" izlemek için haberlerin sonunu izlediğim oluyor. Yabanci takimlara giden Turk futbol adamlarinin transfer dedikodularini takip ediyorum. Hatta iki derbiyi naklen seyrettim, teknik aksakliklar nedeniyle uçunun de dakika ve gollerini takip ettim.

Hala ezbere onbir sayamiyorum. Ama daha fazla gayret gösteriyorum. Çunku sorumluluklarim var. Kendi tercihlerimi empoze etmekten korktuğum ve özgurluğumu ödunç verdiğim çocuklarim, bakalim neyi tercih edecekler ve tercihlerini cesur ve durustçe yasayabilecekler mi?







Kaynak : www.erkekadam.com


 

Bu sayfada geri git..!     -      ana sayfaya git..!
 
Domain
eXTReMe Tracker