Astroloji
Ask ve Sevgi
Bebek isimleri
Biyografi
Cep Melodi
Cinsellik
Doga ve Hayvanlar
Egitim
Erkekler
Fikralar
Gazeteler
Gerekli Linkler
Haberler
Hazir Mesajlar
Hikayeler
Islamiyet
Komedi
Otomobil
Oyun Hileleri
Oyunlar
Programlar
Radyolar
Ruya Tabirleri
Saglik
Yemek Tarifleri
Siirler
sirketler
Aşk ve Sevgi
Güzel Sozler
Aşk Şiirleri
Kadınca
Güzeller Galerisi
Oyunlar
Komik Resimler
Komik Yazılar
Karikaturler
Fikralar
Animasyonlar
ve Script
Yardım
Reklam Verin
    Dost siteler
   anne bebek sagligi
   bebek bakimi
   msn
   sohbet
   eglence
  
muhabbet
  
kiz
  
bayan
  
erkek
  
mirc
  


 
 
.
 
 
 
 

   Nick Yazınız --> 

  Farklı  SOHBET ortamında bulunmak istiyorsanız.. farkı bizimle yaşayın..

Kayserili fikralari

Ekmeğin parasini ver yeter

Köyden Kayseri’ye gelen köylu sabah kahvaltisi için bir lokantaya girmis. Sabahin erken saatleri olduğu için oldukça kalabalik olan lokantada yer bulamayan köylu kasiyerin yanindaki kuçuk masaya oturmus. Garson gelince mercimek çorbasi söylemis, fakat bizim köylunun karni çok acikmistir ve çorba gelene kadar ekmek sepetindeki butun ekmekleri yemis.. Çorba gelince onu da içmis. Giderken kasada oturan Haci Ağa’ya borcunu sorduğunda Haci Ağa: “Ekmeğin parasini ver de çorba bizden olsun” demis.

Çarsi Ağasi Olsaydi

Kayserili, çocuğunu okutmus, muhendis etmis. Lakin o devirde zabitalar “çarsi ağasi” olarak aniliyorlar ve oldukça itibarlilar. Kayseri halki da esnaflik yaptiği için, butun isleri çarsi ağalarindan bitiyor. Kayserili, muhendis oğluna kiz istemeye gittiğinde oğlunun muhendis olduğunu söylemis. Kiz tarafi da: -Keske muhendis olacağina biraz daha okusa da çarsi ağasi (zabita) olsaydi, diyormus

Kavuncunun Alçak Gönulluluğu

Kayseri meshur belediye baskanlarindan Osman Kavuncu, ufak tefek bir adamdir. Onun söhretini duyan bir kadin, derdimi çözse çözse Kavuncu çözer diyerek baskanin makamina gelir ve baskani beklemeye baslar. Kavuncu gelince kadini da içeri alirlar ama kadin bu ufak tefek adami baskanliğa hiç yakistiramamis olacak ki: “Ben Kavuncu’yu görmeye geldim, nerede?” diye sorar. Kavuncu da: -Sen derdini bana söyle teyze, gelince ben kendisine iletirim diyerek hem tevazu göstermis, hem de kadinin derdine deva olmus.

Herif Gelsin de Dinlesin

Radyonun yeni çiktiği yillarda Kayserili bir hanim radyo dinliyormus. Radyoda bir turku duymus. Rahmetli Kavuncu’nun “Asmalar da kol uzatmis dallere” isimli turkusuymus bu. Kadin radyoyu kapatmis hemen: -Vooo bizim herif bu turkuyu çok sever, ağsam herif gelince açak da o da dinlesin

Topum Tufeğimi Geri Ver

Çanakkale Muharebesinde Kayserili bir nefer topunun basina nöbete gelmis. Muharebenin siddetli bir zamani değilmis, surada bir abdest tazeleyim demis. Tufeğini de topun uzerine birakmis. -Topum, tufeğimin emaneti sana, diyerek ilerideki çukura gitmis. Bu sirada komutan gelmis, bakmis ki topun basinda kimse yok, bir de nefer tufeğini topun namlusuna asmis. Çok hiddetlenmis, su tufeğini alayim da hesabini versin bakalim diye kizip köpurmus ama tufeği de topun namlusundan bir turlu sökemiyormus. Komutan: -Ulan uyanik Kayserili bu tufeğe ne yapti da sökulmuyor böyle diye dusunurken Kayserili de çikagelmis. Komutan açmis ağzini yummus gözunu, demediğini birakmamis. -Şu tufeği de nasil yapistirdiysan sök yerinden demis. Nefer: -Yapistirmadim komutanim demis. Topa yaklasmis: -Topum tufeğimi geri ver demis ve komutanin saskin bakislari arasinda tufeği almis. Komutanin gözleri yasarmis, askeri kucaklamis ve onunla helallesip yanindan ayrilmis.

Nallari dikmis

Padisah bir gun atiyla kir gezintisi yaparken seyislerine demis ki: -Bu ati çok sevdiğimi bilirsiniz. Bu atin ölum haberini bana getiren seyisin kellesini vururum, atima çok iyi bakacaksiniz. Aradan birkaç yil geçmis, seyisler bakmislar ki padisahin ati ahirda ölmus. Seyislerden biri padisahin sözunu hatirlamis, telaslanmislar, ne yapacaklarini bilememisler. Birinin aklina İncili Çavus gelmis, bu isi ona danisalim demisler. İncili’ye varmislar, durumu anlatmislar. İncili demis ki ben bu isi çözerim, siz isinize gucunuze bakin. İncili, padisahin huzuruna varmis. -Padisahim, senin bir kuheylan vardi ya... -Evet... -Ahirda gördum. Yanina yaklastim. Su verdim içmedi, yem verdim yemedi, nallari da havaya dikmis öylece duruyor. -Yahu sen suna öldu desene! -Padisahim ben demedim, sen söyledin ölduğunu. Bir ceza vereceksen kendine ver

Sus Esyasi

Bir yabanci elçiyi padisah kabul edecekti. Bu elçi, ulkesinin çok varlikli olduğunu göstermek İçin, .ne kadar altin, inci, elmas gibi sus esyasi varsa, bunlari ustune basina takip takistirip huzura çikmak istedi. Saray görevlileri bu adamin yaptiği garipliğin önune geçmek istiyorlardi ama ne yapacaklarini bilmiyorlardi. Hemen akillarina İncili çavus geldi : -Aman çavus, su adami sen yola getirirsin Ne yapacaksan yap su haline engel ol . İncili, ''Çaresini buluruz'' dedi. Bir sure dusundu. Sonra atin- inci karisimi sedef kakmali bir çift takunyayi onun gireceği tuvalete koydu. Adam tuvalete girip bunlari görunce sasirdi. Çikinca İncili Çavus 'a sormadan edemedi: -Altin, inci, sedef kakmali nalin tuvalete konulur mu? Yazik değil mi?'' İncili, tasi gediğine koyacaği zamani bulmustu. Hemen cevabini yapistirdi : - Bizim padisahimiz böyle sus esyasina değer vermez.Elçi, verilen cevabi duyunca, uzerine bakindi, sonra sessizce bunlari çikarip, huzura girdi...

Parasizlik

İncili Çavus, İstanbul'da bir ara pes parasiz kaldi. Karsiya geçip bir arkadasindan borç para istemeye karar verdi. Ama geçmek için kayikçiya verecek parasi da yoktu. Evinden çikti, dusunceli bir sekilde iskeleye vardi. Bir kayikçi, bunu kayiğina aldi. Nereye gideceğini sordu. İncili Çavus sağir ve dilsiz numarasi yaparak, eliyle karsiyi isaret etti. Kayikçi, bunu alip karsiya geçirdi. Buda baska bir yeri isaret etti. Oraya göturdu. Bir baska yeri gösterdi. Kayikçimizin da sabri tukenmisti. İnciliye verip veristirmeye basladi. Ama onu da ineceği yere göturdu. İncili, kayiktan inerken. konusmaya basladi : - Gel bakalim kayikçi evladim. Sen buraya getiresiye kadar bana verip veristirdin Şimdi Karakola gidelim de su sövduklerinin hesabini ver Ondan sonra da ben senin hesabini ödeyeyim. . . Kayikçi bakti pabuç. pahaliya mal olacak, kiyiği da biraktiği gibi kaçmaya basladi. İncili de böylece, parasizliğini belli etmeden, arkadasina ulasmis oldu

Şehit

Bir mecliste herkes soyundan sopundan bahsederken Avsar Ahmet dayanamamis: -Bana bakin emmiler! Benim dedem Çanakkale’de öldu, onun gardasi Ariburnu’nda ölmus. Dedemin babasi Cihan Harbinde Hicaz’da ölmus. Bunlar uzaktakiler. Yakindan haber ver derseniz, abiyim de Kurt Kulaği’nda Çerkez’den at çalarken sehit olmus.

Kaynak Aliyor

Bir gun Avsar Ahmet, emmilerden birini ziyarete gider. Akrabasi olan sahis Yildirim Beyazit Mahallesinde kuçuk bir dukkanda kaynakçilik yapmaktadir. Dukkaninin arkasina kocaman kara bir it bağlamis. İtin boynunda kalin bir zinciri, arada bir kulubeden çikip dolasiyor. Yururken de önune ne çikarsa deviriyormus. Avsar Ahmet sormus::
-Emmi gadasi, bu itte bir hal mi var, ne? Tangir tungur her tarafi yikiyor. Emmi cevaplamis::
-Ne olucu dezze oğlu, ben burada kaynak yaparken kaynak, itin gözunu aliyor zağar. Dunyayi görduğu yok zavallinin.


 

Bu sayfada geri git..!     -      ana sayfaya git..!
 
Domain
eXTReMe Tracker