Farklı
SOHBET
ortamında bulunmak istiyorsanız.. farkı bizimle yaşayın..
Tecavüz
Manastırdan
şehire gitmek üzere yaya olarak yola çıkan iki rahibe
ormanlık bir alandan geçmek zorunda kalırlar..Ormanın
derinliklerine ulaştıklarında,önlerine aniden iki
serseri çıkar.Birkaç çırpınıştan sonra serseriler,
rahibeleri halleder ve geldikleri gibi yine esrarengiz
biçimde kaybolurlar.. Tekrar yola koyulan rahibelerden
biri diğerine sorar:
- Kardeş,iki kez tecavüze uğradığımızı Rahip Efendiye
söyleyecekmiyiz?....
Diğeri arkadaşına şaşkın şaşkın bakar:
- Ama bizi bir kez düzdüler..
- ayy..yoksa dönerken ayni yolu kullanmayacak mıyız..
Yırtık
Baş rahibe bir
sabah manastırda butun rahibeleri toplar ve dün akşam
manastırda olmaması gereken olaylar oldu der. Dün
akşam manastıra erkek girdiğini söyler bütün rahibeler
hhiiihh der fakat arka taraftan bulunan rahibe kikiki
güler. Baş rahibe iççamaşırı falan bulunduğunu söyler.
Bütün rahibeler yine hhiiihh yaparlar arkadakide yine
sinsi gülmeye devam eder. Baş rahibe perzervatif
bulundu der. Butun rahibeler arkadaki rahibe hariç
hiihh der arkadaki rahibe kkıı kıkı gülmeye devam
eder. Rahibe sözünü şöyle bitirir:
Fakat perzervatif yırtıktı der bu kez bütün rahibeler
kkı kı güler ve arkadaki rahıbe hhiiiihh der.
Yarı yarıya
Bektaşinin
birini ramazanda içki içtiği için yakapaça kadıya
götürürler. Çakırkeyif Bektaşi'yi görür görmez kadı:
"Behey kafir! Bu yaşta hala içiyorsun bu zıkkımı.
Utanmıyor musun? Bilmiyor musun haram olduğunu? .."
der.
"Sırtınızdaki ipek kaftan da haramdır" diye karşılık
verir Bektaşi.
Kadı:
"Bunun içine pamuk katarlar" Bektaşi:
"Dünyada doğru adam mı kaldı, şaraba da yarı yarıya su
katıyorlar..."
Farz
Nasreddin
Hoca'nın evine bir gün üç molla misafirliğe gelir. Üçü
de birbirinden obur şeylermiş. Hoca ne yemek
çıkarmışsa silip süpürmüşler. O kadar ki sahanlarda
yemek bitince, bunu da "sünnettir" diye ekmekle iyice
sıyırırlarmış. Bu sırada odaya Hoca'nın oğlu girmiş.
Mollalar Hoca'yı memnun etmek için:
-Aman ne güzel çocuk...Adı ne bunun? diye sormuşlar.
Hoca:
-Adı Farzdır, demiş.
Mollalar şaşırıp birbirlerine bakmışlar:
-Bu ne biçim isim Hoca Efendi? demişler. Şimdiye kadar
böyle bir isim hiç duymamıştık.
Hoca hemen taşı gediğine koymuş:
-Ya, sünnet diyeyim de onu da mı yiyin?
Abdestsiz
Nasreddin Hoca
bir gün ağacın altında namaz kılıyormuş.Ağaçta bulunan
biri de onu izliyormuş. Namazı bittikten sonra
namazımın kabul olması için Allah'a dua etmeye
başlamış.
-Allahım sen namazımı kabul et.
Ağaçtaki adam:
-Etmem diye cevap vermiş.
Hoca şaşırmış.Tekrarlamış.
-Alahım sen kıldığım namazı kabul et.
-Etmem.
Hocanın şaşkınlığı iyice artmış.Yine:
-Allahım sen namazımı kabul et demiş.
Ağaçtaki adam tekrar:
-Etmem deyince hoca sinirlenmiş.
-Etmezsen etme. Zaten abdestsiz kılmıştım.
Zil sesi
Kasabanın saygın
papazı, bir akşam meyhaneye gider.Yemeğini erken
şarabını da o kalabalık meyhanede yudumlamaktadır.
Saatler sonra çişi gelir ve tuvalete gider.
Çıktığında, meyhanedeki o kalabalık kah-kahalarla
gülmekte ve birbirlerini dürtüp işaret parmaklarıyla
papazı göstererek kahkahalarına devam etmektedirler.
Buna anlam veremeyen papaz, meyhaneciyi çağırarak
neler olduğunu sorar.
Meyhaneci der ki: "Papaz efendi bizim tuvalette
pisuarın üstünde belden aşağısı bir kağıla kapanmış,
üstü çırılçıplak bir kadın resmi vardır, zaten
görmüşsünüzdür"
-Eeee, der papaz.
Meyhaneci: "İşte o kağıdı kaldırınca bizim bu tarafta
bütün ziller çalar da ondan gülüyorlar"..
İmam, Papaz ve Haham
Bir imam, bir
haham ve bir papaz ormanda geliyorlarmış. Bir gölün
kenarına gelmişler. Hava sıcak mı sıcak. Bakmışlar
çevrede de kimse yok, soyunup göle girmişler.
Çıktıklarında bir bakmışlar ki kıyafetleri ortada yok.
Aramışlar taramışlar ama bir türlü bulamamışlar.
Sonunda haham "Benim evim ormanın içinde, biraz
ileride. Benim eve gidelim, ben size giyecek bir
şeyler veririm" deyince beraber ormanın içinde anadan
üryan hahamın evine yürümeye başlamışlar. Tam eve
yaklaştıkları sırada bir grup kadın belirmiş. Kaçacak
biryerde yok. Papaz hemen şeyini kapatmış. Haham da
hemen şeyini kapatmış iki eli ile. İmam ise yüzünü
kapatmış. Kadınlar geçtikten sonra hahamla papaz imama
neden şeyini kapamadığını sormuşlar. İmam "Sizi bilmem
ama benim cemaatte beni yüzümden tanırlar, demiş."
Sen ne işe yaradın
Bektaşi ile hacı
osmanlı zamanında ramazanda içki içerken yakalanırlar.
Kadı yaptıklarının cezasının ne olduğunu bilip
bilmediklerini sorar bunlara. Hacı af diler şeytana
uyduk kadı efendi der ve hacı ya idam cezası verir.
Bektaşiye sıra gelir ve derki ben Kadı efendi ben
gayri-müslümün bana oruç farz değil der. Kadı
Bektaşiyi serbest bırakır.Bektaşi kadıya sorar kadı
efendi ben de şeadet getirsem müslüman olsam
arkadaşımı da bağışlar mısın? Kadı efendi düşünür
gavuru müslüman yapmanın ona sağlayacağı sevabı hesap
eder ve hacıyıda affeder. Kadının huzurundan
ayrıldıktan sonra hoca şaşırararak bekaşiye sorar; Sen
ne biçim adamsın be bir dinli oluyon bir dinsiz, sende
iman yokmu bire münafık deyip azarlar. Bektaşimizde
gavur oldum kendimi , müslüman oldum seni kurtardım.
Peki sen ne işe yaradın?
İş iştir
Abraham
Libemovitz sınıfındaki tek yahudi öğrenciydi. Ne iyi
ki yaşadığı şehir nezih bir yerdi ve ırkçılık gibi
sorunlar yoktu. Bir gün sınıfta öğretmen şöyle bir
soru sordu:
- Evet çocuklar, dünyada gelmiş geçmiş en büyük insan
kimdir? Bilene 20 dolar vereceğim. Bütün çocuklar
tahmin etmeye başladı. Biri "George Washington ! Çünku
ulusumuzun babasıdır!" dedi. Başka biri "Abraham
Lincoln ! Çünkü köleliği kaldırdı !", bir diğeri; "Jan
Dark ! Fransayı kurtardı !" Fakat öğretmen bu
cevapları kabul etmemiş. Bu sırada Abraham parmak
kaldırmış. Öğretmen sormuş; "Evet Abraham,sence
dünyada gelmiş geçmiş en büyük insan kimdir?" -
Nasıralı İsa.
- Bravo Abraham, aferim, gel al 20 dolarını.
Dersten sonra cevaptan çok memnun kalmış olan öğretmen
Abrahama neden isa cevabını verdiğini sordu.
- Öğretmenim, aslına bakarsanız bence dünyadan gelmiş
geçmiş en büyük insan Musadır ama...,iş iştir...
Kevser
İmam Hatip
Lisesinde teftiş yapan bir müfettiş sınıfa girer..
Ders Kur'an-ı Kerim'dir. Bir öğrenciyi kaldırarak
ismini sorar. Öğrenci:"Fatih" diye cevap verir..
Müfettiş : "Peki öyleyse yavrum Fatiha suresini oku
bakalım.."..cocuk sureyi okur. Sıra başka bir
öğrenciye gelmiştir. Mufettiş yine sorar.."İsmin ne
çocuğum?"..çocuk cevap verir: "Yasin ama arkadaşlar
kısaca Kevser derler "
Tedbirli olmaya
çalışıyor
Papaz ölmek
üzere olan adamın üzerine eğilerek;
'Ölmeden önce şeytanı ve onun kötülüklerini
lanetle'...der.
Ancak adamdan ses çıkmaz.
Papaz isteğini bir kez daha tekrarlar, ama hastanın
sessizliği sürer.
Sonunda Papaz kızgın bir ifadeyle; 'Neden şeytanı ve
kötülüklerini lanetlemiyosun, bre gafil?' diye sorunca
adam halsizce karşılık verir; 'Nereye gideceğim belli
olmadan kimse hakkında kötü konuşmak istemiyorum.'
Kafir
Neyzen Tevfik
sivri dilliliği ve içmesiyle bilinen bir sofuymuş.Yine
herzamanki mekanında arkadaşlarıyla içiyormuş Oradan
geçmekte olan katı dindar bir başka sofu arkadaşı
Neyzen'i görmüş.Söylene söylene yanına gelmiş ve şöyle
demiş:
-Ah Neyzen! iyi adamsın hoş adamsında, birde şu kafiri
içmesen
Neyzen sofuya bıyık altından gülerek:
-Sen hiç merak etme aziz dostum. Ben bu kafiri önce
ehli müslim yapıyorum, sonra içiyorum
Oğlumu Kaybettim
Hz. isa bir gun
yolda perishan bir adam rastlamIsh.. derdini anlamak
icin sormus - neyin var diye.. adam, aman sorma demis...
-oglumu kaybettim onu arIyorum... isa, -peki oglunun
ne gibi ozellikleri varI diye somus.... adam,
-ellerinde ve ayaklarInda civi delikleri vardI demis..
isa, shok olmus ve adama sarIlIp haykIrmIsh -baba...!
adam da isa ya sarılmış.... -pinokyo...!
Güzel için oruç
bozulurmu ?
Bektaşiye bir
gün sormuşlar...
Gelse bir dilberi ahu
Olsa savmı ramazan
Dilber-i ahumu efdaldir ,
yoksa savmı ramazan mı?
Bektaşi cevap verir:
Fırsatı fevketme zinhar...
Sür sefasın dilberin
Olur kazası savmın
Olmaz kazası dilberin....
ne sıklıkta
Erenlerden
birine sormuslar
-'ne sıklıkla oruç tutarsın?'
-'ooo' demiş 'her sene kesin oruç tutarım'
-'peki ne sıklıkla namaz kılarsın?'
-'ooo' demiş 'çok sık. her hafta namaz kılarım'
-'peki' demişler ne sıklıkla alkol alırsın?'
-'ehh' demiş 'cok nadiren. akşamdaan akşama!'
Suç sende değil
Bektaşiler gene
bir akşam iciyorlarmis. Havada sıcakmı sıcak yazın en
sıcak ayı. Ekinlerin suya ihtiyaci var. İçerlerken
arkadan birisi seslenmiş '' hocam ne olacak bizim
tarlalarımızın hali? bizim için yağmur duasına
çıksanda bize bereket yağdırsan''. demiş. Bektaşi
''tamam yarın içmeyelimde yağmur duasına
çıkalım''demiş. sabahleyin erkenden bektaşi önde
cemaati arkada giderken tarlaların yanına gelmişler.
Bektaşi baslamış dua etmeye. Tam duanın ortasında''Allah'im
bu tarla benim ''demiş duaya devam etmiş. Neyse duayı
bitirdikten sonra herkes evlerine dağılmış.
Bektaşininde arsası tam yolun yanındaymış yani çok
kıymetliymiş. Bektaşide evine dönmüş. Akşam bir yağmur
baslamış, ortalığı sel götüruyor durdurak bilmiyor.
Bektaşinin arsasını sel almış götürmüş. Sabahleyin
bektaşi yağmurun sevinciyle koşa koşa geliyor birde
bakıyorki arsa yok!!! Bektaşi çok sinirlenmiş ellerini
havaya kaldırmış ''Yok Allahm suç sende değil, sana o
arsanın yerini söyleyen pezevenkte''demiş.
Sen en iyisini
bilirsin
Nasrettin hoca
bir gün köyden şehre giderken yorulmuş tarlanın
kenarındaki Ceviz ağacının altında dinleneyim
demiş.Şöyle bir etrafına bakınıp ağacın altına
uzanmış. Ve şöyle düşünmüş.Ey Allah'ım gücüne sual
olmaz amma,incecik kabak sapında kocaman kabak var,
koskocaman ağaçta küçücük ceviz var, bu nasıl iş deyip
uykuya dalmış.Ağaçtan bir ceviz hocanın kafasına
düşüvermiş.Ve kafada ceviz büyüklüğünde bir şiş olmuş.
Hoca hiddetle uyanmış ve Yarabbi sen en iyisini
bilirsin demiş. Simdi o kabak ağaçta olsaydı benim
halim ne olurdu.
Vaaz
Papazın biri
vaaz verecekmiş ama çok heyecanlanıyormuş. Gitmiş baş
papaza, papaz efendi ben vaaz vereceyim ama çok
heyecanlanıyorum demiş.Papaz,o zaman git biraz şarap
iç heyecanın geçer demiş. Adam,şarabı içmiş sonrada
vaazı vermiş. Vaazdan sonra gitmiş papaza,demiş
nasıldı papaz efendi beğendiniz mi? Papaz , "Güzeldi
yavrum ama bazı hataların var."
1)Merdivenden yürüyerek ineceksin tırabzandan
kaymayacaksın.
2)Duaların sonunda oleeeey değil, Amin diyeceksin.
3)En önemlisi de İsa Tanrı'nın oğlu sütçünün çocuğu
değil.
Cehennem
Dört samimi
arkadaş aynı arabada yolculuk ederken trafik kazasında
ölürler. Azrail "Türk cehennemine mi yoksa avrupa
cehennemine mi gitmek istersiniz?" diye sorar. "Fark
nedir?" diye sorarlar. Azrail "Avrupa cehenneminde her
gün bir kepçe Türk cehenneminde her gün bir kova bok
yersiniz" der. Üç tanesi "biz Türk doğduk, Türk
ölürüz" der. Bir tanesi ise uyanıktır, Avrupa
cehennemini seçer. Ve aradan epey zaman geçer avrupa
cehennemindeki adam artık kepçe kepçe yemekten
bıkmıştır, arkadaşlarının durumunu merak eder,
hallerini görmek için ziyarete gider. Oysa onlar şen
şakrak gülerek karşılarlar onu. Dayanamaz sorar: "Ben
bir kepçesini hazmedemezken siz her gün bir kova bok
yiyip nasıl bu kadar neşeli olursunuz?" "Oğlum oğlum"
derler "Burası Türk cehennemi, bir gün bok olur kova
olmaz bir gün kova olur bok olmaz, 3 aydır bir bok
yediğimiz yok!"
Yalansa
Abartıcı bir
kişi olarak tanınan hattat İzzet Efendi bir dostuna:
- Dün gece sabaha kadar oturdum, bir Kur’an yazıp
bitirdim, demiş.
Az sonra dostu söze girmiş :
- Geçen Ramazan’da Kandilli’ye, bir iftar yemeğine
gidiyordum. Boğaziçi’nde öyle bir fırtına çıktı ki...
Dalgalar bindiğim kayığı sahildeki minarelerin
şerefelerine kadar çıkardı. Kayık dalgalar arasında
sallanırken iftar oldu, toplar atıldı. Ben de sigaramı
kandillerden yakıp orucumu bozdum.
Mustafa İzzet Efendi bağırmış :
-Yalan !..
-Yalansa, senin dün gece yazdığın Kur’an-ı Kerim
çarpsın.
Elimden Geleni
Yaptım
Kasabanın
birinde kilisede pazar ayini sırasında kilisenin
içinde olduğu kasabayı su basar. Sular kiliseye doğru
ilerlemeye başlar.Herkes panik içinde koşuştururken
Papaz'ın yerinde durduğunu gören insanlar Papaz'a
gelmelerini söylerler.
Papaz onu Tanrı'nın koruyacağını söyler.
O anda sular yükselmeye başlar.Sular kiliseye
girer.Rahip canını kurtarmak için 2. kata çıkar.Bir
yandan da Papaz'a kaçmasını söyler.Papaz inadını devam
ettirir.Sular 2. kata çıktığında pencerenin önünden
bir kayık geçer.İçinde halktan bazı kişiler
vardır.Papaz'a gelmesini söylerler ama Papaz yine
inadını sürdürür.
'Tanrı beni korur'der.Sular çatıya çıktığında yine bir
kayık geçer ve yine halktan bazıları kayığın içindedir
Papaz'a gelmesini söylerler ama Papaz 'Tanrı beni
korur'demeye devam eder.Sular çatıyıda aşınca Papaz
çatıdaki direğe tutunur.Bu sefer tepeden bir
helikopter geçer. İçinde yine halktan bazı kişiler
vardır.Papaz'a gelmesini söylerler.Papaz yine
'Tanrı beni korur.'der. Ve ölür.
Tanrı'! nın huzuruna çıkar.Tanrıya 'Ben sana darıldım
Tanrım. Ben senin huzurunda yıllarca çalıştım,sen beni
öldürdün.'der.
Tanrı da 'asıl sen kendini öldürdün.Senin için 2 kayık
1 helikopter gönderdim daha ne yapayım.'der
ORUÇ
Ataist bir adam
bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere
bakıyormuş 'Evrim ne güzellikler yaratıyor!diye
düşünüp mest oluyormuş birden arkasında kocaman bir
ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış Adam bütün
gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışında ayının
daha olduğunu farkediyormuş. Dakikalarca süren bir
kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki bir dala
takılmış, ayı adamın üzerine atlamış, pençesini
kaldırmış, Tam vurmaya hazırlanırken adam "ALLAHIM!
diye bağırmış. bir anda zaman durmuş ayı donmuş,
ormandaki nehir bile akmaz olmuş bir anda orman
karramış ve gökyüzünden bir ışık hüzmesi adamın
üzerine parlamış. Çok derinden gelen ilahi bir ses
adama;
"Yıllarca bana inanmadın,yaratılışı kozmik bir kazaya
bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun?
Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?"demiş.
Adam untanç içinde: Biliyorum bunca yıldan sonra
dindar biri olmayı istemem haksızlık, ama belki AYIYI
DİNDAR yapabilirmisin." demiş
SES: peki " diye karşılık vermiş ve ışık
kaybolmuş.Nehir tekrakmaya baslamış herşey eski haline
dönmüş. Ayı pençesini indirmiş, iki pençesinide göge
doğru çevirmiş, ve konuşmaya başlamış;
"ALLAHIM,senin rızkınla orucumu açıyorum, Hamdolsun
bana verdiğin nimetlere...
Mucizeler
Bir Yahudi, bir
Hristiyan ve bir Müslüman kimin daha çok dindar
olduguna dair tartisiyorlarmis.
"Çölün ortasinda devemin üzerinde gidiyordum" demit
Müslüman."Aniden, nereden geldigi belli olmayan çok
büyük bir kum firtinasi koptu. Devemin yanina uzandim,
deveyle birlikte kumlara daha çok gömüldükçe,
gerçekten sonumun geldigini düsündüm. Ama, Allah 'a
inancimi yitirmedim. Dua ettim, dua ettim ve aniden
etrafimdaki on millik alanda firtyna durdu ve ben
köyüme dönebildim.
Hristiyan , "Bir gün okyanusta küçük bir kayikta balik
tutarken, dev bir firtina koptu. 2 metre boyunda
dalgalar! Gerçekten sonumun geldiiini sandim. Tanri 'ya
dua ettim, dua ettim ve sonra etrafimdaki on millik
alanda firtina dindi, ben karaya çikabildim."
Yahudi anlatmaya baslamis. "New York sehrinin
ortasindayken, yerde siyah bir çanta gördüm. Çantanin
içine bakinca parayla dolu oldugunu gördüm. Cumartesi
günü oldugundan ve bizim bu kutsal günümüzde paraya el
sürmemiz yasak oldugu için, gerçekten sonumun
geldigini düsündüm. Ama, inancimi yitirmedim. Dua
ettim, dua ettim ve aniden, etrafimdaki on millik
alanda "Sali" oldu.
BEN DE PEDERİM AMA
Bildiğiniz gibi
bazı hristiyanlar papazlara 'Father-Peder-Baba'
derler. Komünist rejim zamanında Rusya'dan zar zor
kaçıp New York'a yeni gelen Salamon, metro'da bir
papazın yanına oturmuş. O güne kadar hiç papaz
görmediği için de sormuş
'Af edersiniz efendim, sizin gömleğinizin yakası neden
ters?'
Papaz 'Çünkü ben bir pederim' demiş.
Salamon 'Ben de bir babayım ama gömleğimin yakası ters
değil.
Neden siz yakanızı ters takıyorsunuz?' diye yine
sormuş.
Papaz biraz düşünmüş ve 'Beyim ben bir çok insanın
pederiyim' demiş.
Salamon 'Benim de çok çocuğum var. Tam dört kızım ve
dört oğlum var. Ama yakam ters değil' diye cevap
vermiş.
Papaz 'Ben yüzlerce, binlerce hatta milyonlarca
insanın babasıyım' deyince Salamon gülmüş ve
'Beyim' demiş 'Ben sizin yerinizde olsam yakamı ters
takacağıma pantalonumu ters giyerdim'
MANASTIR HAYATI
Bir manastırda
yaşayan üç rahibe oturmuş dedikodu yapıyorlarmış.
Birincisi 'Kızlar' demiş 'Geçen gün baş papazın
odasını temizlerken bir sürü seks mecmuası buldum'.
Diğerleri 'Peki ne yaptın?' diye sorunca ilk rahibe 'Hiiç'
demiş ne yapacağım hepsini çöpe attım'
İkinci rahibe anlatmaya başlamış 'Bende bir ay önce
baş papaz efendinin odasını temizliyordum bir sürü
prezervatif buldum'
İlk rahibe sormuş 'Peki sen prezervatifleri ne yaptın?
Attın her halde'
İkinci rahibe 'Yok canım' demiş 'Hiç üşenmedim tek tek
hepsini iğne ile deldim ve tekrar paketlerine koydum'
Bunu duyan üçüncü rahibe düşmüş bayılmış..
BİTSİN BU DAVA
Bektaşi'nin
birine konuk gelecekmiş. Bektasi konuğu nasıl
ağırlar... Elde yok, ayakta yok.. Mahçup olmak da
istemiyor... Komşusu Yahudi'nin bir sürü keçisi
varmış...Onlardan birini çaktırmadan alıp kesiyor...
Ama çaktırmadığını sanan kendisi... Yahudi, ağacın
arkasından gözlermiş durumu... Diyor ki kendi kendine,
"Kadıya gitsem.. Kadı Müslüman, o Müslüman, ben
Yahudi… Davayı kazanamam. Hadi kazandım, Bektaşi'nin
nesi var ki, ondan alıp bana versin... Biz artık
Allah'ın huzurunda hesaplaşırız... Yıllar geçiyor.
Yahudi, Allah'ın huzurunda davacı oluyor,
Bektaşi'den... Mahkeme kuruluyor..
Allah :
-Sen Yahudi kulumun keçisini kesmişsin, diyor
Bektaşi'ye...
-Kesmedim, diyor Bektaşi...
-Ben gözlerimle gördum diyor, Yahudi..
-Allahım, diyor Bektaşi... Bir mahkemede bir adam hem
şahit, hem davacı olamaz.
-Haklısın ama, diyor, Allah Ben her şeyi görürüm. Ben
de gördüm, kestiğini...
-Allahım, diyor Bektaşi...Aynı mahkemede, hem şahit,
hem hakim olunmaz...
-Gene haklısın, diyor Allah... O zaman getirin keçiyi
ona soralım...
-Ne!... diyor Bektaşi... Keçi burada mı?...Ver onu o
zaman bu Yahudi'ye...Bitsin bu dava..
Alacaklı
İstanbulun eski
devirlerinde azınlıktan bir tüccar Jacob Efendi; nasıl
olduysa müslüman bir tüccardan borç alır ve bir türlü
ödemez. Haftaya, yok öbür haftaya derken bizimkini
oyalayıp durur, sonunda bizimki Jacob Efendinin kapıya
dayanır borcunu ödemesini ister. Öderdin ödemezdin
derken bizimkinin kafası bozulur açık pencereden
uzatır Jacobun kafayı dışari, geçer arkaya başlar bi
güzel düzmeye.
O sırada pencereden öğle namazı için salına salına
camiye giden imami gören Jacob efendi eli yüzü kan ter
içinde, telaşla bağırır imama
-İmam efendiiiii, acele edesin be bre, öğle namazi
vakti geçmek uzeredir. Okuyasin hemen su ezani.
İmam kaldırır kafayı pencereden kafası görünen Jacob
Efendiye seslenir.
- Yahu Jacob Efendi, sana ne bizim ezan vaktinden.
Müslüman olmadığına göre sana ne ezan vaktinden ?
Jacob efendi zar zor cevap verir:
-Öyle demeyesin be imam efendi, bizim de vardir
icimizde bir parcacik muslumanlik !!!
KENDİNDE OLMAYANI
Bektaşi, camide
namazdan sonra dua etmiş :
-Ey ulu Tanrım, bana bir rakı parası ver!
Yanında namazını bitiren softa da, ellerini kaldırmış
:
-Rabbim, bana iman ver!
İki duayı da işiten hoca, Bektaşiye :
-Bak, herkes ne isitiyor Tanrı'dan, sen rakı parası.
Utanmıyor musun?, demiş
. Bektaşi usulca :
-Ne yapalım hoca efendi, herkes kendisinde olmayanı
ister, demiş.
Peşin Namaz
Bektaşi ile bir
hoca birlikte yola çıkmışlar, bir süre sonra hoca :
-Namaz saati! demiş, başlamış kılmaya...
Rekat üstüne rekat, selam üstüne selam... Bektaşinin
beklemekten canı sıkılmış, hoca namazı bitirince
sormuş :
-Yahu bu ne uzun namaz böyle?
-Kazaya kalmış namazlarım vardı, onları eda eyledim!
Bektaşi :
-Eh ben de bir namaz kılayım! demiş ve başlamış
namaza...
Ama ne namaz, bitmiyor, sonunda hoca dayanamamış :
-Erenler, senin namaz da uzun sürdü!
-Önümüzdeki haftanın namazını kıldım!
Hoca şaşırmış :
-Yahu olur mu böyle şey?
Bektaşi gülmüş :
-Yukarıdaki senin veresiyeni kabul ediyor da, benim
peşinimi niye kabul etmesin?
Trafik
Papazın biri
bisiklet kullanırken polis bunu durdurmuş.
-Ehliyet ve ruhsat lütfen
papaz -ehliyetim yok ama cebimde incilim, sağ omuzumda
isa, sol omuzumda iyi melek var demiş.
polis -hem ehliyetin yok hemde bisiklete üç kişi
biniyorsun demiş
Papaz ile Zangoç
Papaz, iki metre
ilerisinde duran zangoça sormuş:
"Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?"
Zangoç'ta derin bir sessizlik...
lyice köpürmüş Papaz:
"Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?"
"Hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim!"
Olacak şey mi! İki adım öteden beni duymuyorsun..."
Zangoç bıyık atından gülmüş; "İsterseniz yer
değiştirelim, anlarsınız..." Yer değiştirmişler.
Bu kez Zangoç seslenmiş:
"Kilise için toplanan yardımları kim iç ediyor?" Papaz
kendi kendine söylenmiş:
"Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyor