Astroloji
Ask ve Sevgi
Bebek isimleri
Biyografi
Cep Melodi
Cinsellik
Doga ve Hayvanlar
Egitim
Erkekler
Fikralar
Gazeteler
Gerekli Linkler
Haberler
Hazir Mesajlar
Hikayeler
Islamiyet
Komedi
Otomobil
Oyun Hileleri
Oyunlar
Programlar
Radyolar
Ruya Tabirleri
Saglik
Yemek Tarifleri
Siirler
sirketler
Aşk ve Sevgi
Güzel Sozler
Aşk Şiirleri
Kadınca
Güzeller Galerisi
Oyunlar
Komik Resimler
Komik Yazılar
Karikaturler
Fikralar
Animasyonlar
ve Script
Yardım
Reklam Verin
    Dost siteler
   anne bebek sagligi
   bebek bakimi
   msn
   sohbet
   eglence
  
muhabbet
  
kiz
  
bayan
  
erkek
  
mirc
  


 
 
.
 
 
 
 

   Nick Yazınız --> 

  Farklı  SOHBET ortamında bulunmak istiyorsanız.. farkı bizimle yaşayın..

Akil Okulu

Bir gun ulkenin kucuk kasabalarindan olan yitan'da şoyle bir haber yayilmiş:

- guzel başkentimizde bir akil okulu varmiş. Her kim o okula giderse orada akil oğretiliyormuş.

Herkes bu haberi şaşkinlikla birbirine anlatiyormuş. Kasabanin en zenginlerinden olan bir adam da bu haberi duyunca kahkahalarla gulmeye başlamiş:

- efendim, hayatimda hic bu kadar komik bir şey duymamiştim. Bir insan akilliysa akillidir. Sonradan akil kazanilir mi hic? Olacak şey midir? Duyulmuş mudur? Gorulmuş mudur?

Bu adam cok zengin olduğu icin cocuklarinin hicbirisini okutmamiş. Oyle cok parasi varmiş ki, istese kasabanin tamamini satin alabilirmiş. Fakat cocuklarina devamli şoyle diyormuş:

- şukurler olsun cok paramiz var. Yine de paramiza para katmaliyiz. Ne kadar cok kazanirsak o kadar guclu oluruz. Cocuklarindan biri ise, babasinin bu duşuncesine katilmiyormuş. Devamli:

- babaciğim, okumak gibisi var midir? Diyormuş. Bak ne cok paramiz var. Ama bu parayla bilgi satin alamayiz. Buna kimsenin de gucu yetmez. Neden okumayi kotu goruyorsun? Adam, cocuğunun bu sozlerini gunlerce, gecelerce duşunmuş durmuş. Sabahlara kadar sayiklar olmuş: 'akil okulu? Akil okulu?' bir sabah dayanamamiş ve kararini vermiş:

- boyle olmayacak. Şu akil okulu neymiş gidip goreceğim. Adam yolculuk icin hazirlanmiş. Atina binmiş ve yola koyulmuş.Gunler gecmiş. Geceler gecmiş. Memleketinden ayrilali tam otuz iki gun olmuş. Gunun birinde, yolda ağir yuruyen bir ihtiyara rastlamiş. Ihtiyarin gozleri gormuyormuş. Adam bu ihtiyarin haline acimiş. Yanina yaklaşarak:- ey yolcu, nereye gidiyorsun? Diye sormuş. Ihtiyar da başkente gitmek istediğini soylemiş. Bunun uzerine adam atindan inmiş ve ihtiyari atina bindirmiş:- ben de başkente gidiyorum. Demiş. Bir gunluk yolum kaldi. Birlikte konuşa konuşa  gideriz. Ihtiyar atin uzerinde, adam yaya yolculuklarina devam etmişler. Şehre vardiklari zaman adam ihtiyara:

- işte başkente geldik, demiş. Burada inebilirsin. Fakat ihtiyar, adama şunlari soylemiş:

- madem bir iyilik yaptin, bunun gerisini de getir. Beni şehrin meydanina kadar gotur. Ondan sonra var git nereye gideceksen. Adam hic karşi cikmamiş ve tamam demiş. Beş-on dakika sonra şehrin meydanina gelmişler. Tam bu sirada ihtiyar bağirmaya başlamiş:

- imdat! Yardim edin. Bu adam atimi calmak istiyor. Bu garibana yardim elini uzatacak yok mu? Imdat!

Meydandaki insanlar koşa koşa gelmişler onlarin yanina. Ihtiyar kor olduğu icin ona acimişlar ve adami suclamişlar:

- utanmiyor musun bu yaşta hirsizlik yapmaya! Hem de kor bir adamin atini calmaya calişiyorsun. Adam haykiriyormuş:

- hayir yalan soyluyor. Bu at benim. Onu yoldan ben aldim. Ihtiyardir, yorulmasin, bir iyilik yapmiş olayim, dedim. Bu at benim. Ben hayatimda hirsizlik yapmadim. O yalancidir.

Fakat gel gelelim insanlar adami dinlememişler. Ati, kor ihtiyari ve adami doğruca şehrin hakimine goturmuşler. Hakim once kor ihtiyari, sonra adami dinlemiş. Ardindan da şoyle demiş:

- bana bir baytar, bir nalbant, bir de sarac cağirin. Hemen gelsinler. Bekliyoruz. Adam bu uc kişinin neden cağrildiğini bir turlu anlayamamiş. Kimseye de soramamiş. Mecburen cağrilanlarin gelmesini beklemiş. Kisa bir zaman sonra da hep beraber gelmişler. Hakim gelenleri tek tek huzuruna kabul etmiş. Once baytar alinmiş odaya. Hakim ona sormuş:

- ata bak. Bu at hangi memlekete aittir? Baytar şoyle karşilik vermiş:

- cok fazla incelemeye gerek yok. Bu at bu şehirden alinmamiş. yitan yoresine ait bir attir. Adam kendi memleketinin ismini duyunca hayretler icinde kalmiş. Bu sefer de hakim nalbant cağirmiş ve ona:

- sen de bu atin nerede nallandiğina bak, demiş. Nalbant biraz inceledikten sonra şunlari soylemiş:

- bu at burada nallanmamiş. yitan yoresinde atlar boyle nallanir. Bizimkine benzemez. Adam yine şaşirmiş. Kendi kendine, 'nasil bilebilirler?' diye sorup duruyormuş. Hakim son olarak saraca:

- bu atin koşumlarini incele, demiş. Nasil eyerlenmiş? Sarac hic beklemeden cevap vermiş:

- efendim, ilk bakişta bizim yoremize ait olmadiği anlaşiliyor. yitan yoresinin koşum şeklidir. Hakim cevaplari aldiktan sonra atin sahibine donerek:

- evet, sen doğru soyluyordun, demiş. Bu at senin. Artik atini alip gidebilirsin. Ihtiyara da gereken ceza verilecektir. Hic meraklanma. Fakat adam dayanamayarak hakime sormuş:

- siz boyle bir şey yapmayi nasil duşundunuz? Bu adamlar, bu atin yitan yoresine ait olduğunu nereden anladilar? Lutfen bana soyler misiniz butun bunlar nasil olabiliyor? Hakim adamin sorusuna gulerek cevap vermiş:

- ben ve bu gorduğun herkes, bu şehirdeki akil okulunu bitirdik. Her şeyi o okulda oğrendik. Orada doğrunun nerede ve nasil bulunacaği oğretilir. Adam boylece akil okulunun ne anlama geldiğini yaşayarak oğrenmiş. Heyecanla memleketi olan yitan'a donmuş. Butun olanlari ailesine ve arkadaşlarina anlatmiş. Sonra da butun cocuklarini bu akil okuluna gondermiş. Anlamiş ki, herkeste akil var, ama onu kullanabilmek icin eğitim gerekiyor.


 

Bu sayfada geri git..!     -      ana sayfaya git..!
 
Domain
eXTReMe Tracker